Kayıtlar

2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Dijital Çağda Asım'ın Nesli Olmak

Resim
"...Asım'ın Nesli diyordum ya, nesilmiş gerçek..."                                              Mehmet Akif Ersoy Her seminerimde gençlerin gözlerinin içine bakarak sorarım: "Ben buralarda durmam, yurtdışına gitmek, orada çalışmak ve yaşamak istiyorum diyen kimler var?" Sonra da istisnasız tüm salonlarda hemen hemen aynı tabloyu görürüm. Neredeyse tüm eller aynı anda havaya kalkar. İçimde bir sızı oluşur her defasında, hiç abartmıyorum. Sanıyorlar ki kurtuluş sadece gitmekte. Sanıyorlar ki başarı, başka bir gökyüzünün altında parlamak. Akif, Safahat'ında Asım’ı anlatırken bize bir üstün insan tarifi yapmadı. Bazılarının sandığı gibi onu sadece geçmişe, tarihe, geleneğe veya dine bağlı olarak da betimlemedi. Tek derdi, bir insanın hem çok zeki olup hem de "insan" olarak kalabilmesiydi. Onun vizyonunda Asım, çift kanatlı bir genç demekti. Bir kanadında "Ma...

Veda Bile Etmeden Gidenlerin Ardından

Resim
İşyerimizin 3 blok yan tarafında bir dönerci dükkanı var(dı). Sabahları usta, dönerleri hazır ederken camın önünde bekleyen kediyi de ihmal etmezdi. Sevimli kedi o kaldırımda karnını düzenli olarak doyurur, orayı evi olarak bilir, orada kendini rahat ve güvende hissederdi. Ta ki kentsel dönüşüm nedeniyle bina boşaltılana ve dükkan başka yere taşınana kadar böyle devam etti. İstanbul’un o meşhur gri sabahlarından biri daha. Hava nemli, rüzgar insanın içine işliyor. Ama o üşümüyor. Ya da üşüdüğünü hissetmeyecek kadar yoğun bir bekleyiş ısıtıyor içini. Hafızası ona diyor ki: "Bekle. Burası güvenli. Burası bereketli. O kapı açılacak, o bıçak sesleri duyulacak ve önüne sıcak bir parça et düşecek." Pati uçlarını gövdesinin altına, o küçücük sıcaklığı korumak için saklamış. Gözleri kapıda. Hani şu her sabah açılan, açılınca dışarıya güvenin, tokluğun ve şefkatin kokusunu yayan o kapıda. Kulakları tetikte. İçeriden gelecek o tanıdık tıkırtıyı arıyor. Bıçağın tahtaya vuruşunu, döner o...

Çocuklarla Aradaki Dijital Uçurumu Kapatmak

Resim
Bir veli seminerinin sonunda soru-cevap kısmında bir baba söz istedi. Yüzünde daha önce birçok ebeveynde gördüğüm yine o çaresiz ifade vardı: "Hocam, tableti yasaklamayın diyorsunuz ama ben oğlumla iletişim kuramıyorum. Sürekli o saçma sapan videolardan izliyor ya da oyun oynuyor. Ona hayatın gerçeklerini anlatmaya çalışıyorum yine de beni dinlemiyor." Ona şöyle dedim: "Peki siz hiç onun dünyasına misafir olmayı denediniz mi? Ona hayatı anlatmak yerine, bir kez olsun "Bana şu oynadığın oyunu öğretsene, nasıl yapıyorsun?" diye sordunuz mu?" Babanın yüzünde anında şaşkın bir ifade belirdi. Çünkü bir babanın oğluna "Bana öğret" demesi, otoritesini sarsmak gibi geliyordu ona. Ama ben baba olduğum günden itibaren hep bunun tersine inandım. Hadi şimdi de bunu açık açık konuşalım. Hiç kendinizi çocuğunuzun karşısında çaresiz bir öğrenci gibi hissettiğiniz oldu mu? Benim çok defa oldu. İkizlerimin ellerindeki tabletleri bir piyanistin tuşlara dokunuşu gi...

Nedir Bu Çok Yönlü Olmak? (Multipotentiality)

Resim
Bir gün seminer bittikten sonra genç bir kız öğrenci yanıma geldi: "Hocam ben drone tasarımları çizmeyi seviyorum. Aynı zamanda da yemek videoları çekiyorum. Ama psikolojiye de çok ilgim var, araştırıyor ve okuyorum. Ailem bana maymun iştahlısın diyor, haklılar mı sizce?" Sorusunu bitirdiğinde bir süre duraksadım ve düşündüm. Karşımdaki genç, aslında hep anlatmaya çalıştığım gibi tam da geleceğin çalışan profilini tarif ediyordu. Merakı bitmeyen, yeni alanlara dalmaktan korkmayan ve farklı ilgi alanlarını harmanlayabilen bir genç. Ama nedense bu özelliğini sanki bir “kusur” gibi anlatıyor ve öyleymiş gibi hissediyordu. Çünkü hem toplum hem de ailesi ona tek bir yol çiziyor: “Bir şey seç ve oradan devam et." “Büyüyünce ne olacaksın?” sorusu, çocukluğumuzun en masum görünen ama aslında en sinsi tuzaklarından biridir. Çünkü sorunun yapısı bile bizden "Doktor, Mühendis, Öğretmen, Pilot" gibi tekil bir cevap bekler. Ama ya cevap tek bir kelimeye sığmıyorsa ne olacak...

Teknolojiye Karşı İnsanlık Devrimi

Resim
Her gün yeni bir yapay zeka modeli, yeni bir robot ya da yeni bir otomasyon haberi almaya devam ediyoruz. Sanki dünya birileri ileri sarıyormuş gibi hızlanıyor, her uyanmamızda teknoloji artık dünde kalıyor. Almanların dev firması Siemens fabrikalarında üretimin %75'ini otonom olarak gerçekleştiriyor. Çin'deki bir yarı iletken fabrikasında yapay zeka teknolojileriyle üretim %70 artırılmış ve neredeyse sıfır hata ile üretim yapıyorlar. ABD'li Under Armour, fabrikasında 3D baskı, otomatik kesim ve akıllı dikiş teknolojileriyle kişiselleştirilmiş üretime geçiş yaptı. Bizde de Kocaeli'nde Ford Otosan fabrikasında üretim süreçlerinde dijital ikiz ve IoT teknolojileri kullanılarak %12 verimlilik artışı elde edilmiş. Yapay zekâ ve otomasyon teknolojileri, eşi benzeri görülmemiş bir hız ve güçle hayatımıza giriyor. Ama bu güç, eğer insani değerlerle dengelenmezse büyük riskler getirecek. Sorunsuz bir gelecek için makineler lehine değişen gücü dengeleyecek şey ise "İnsanlık...

İnsan, Bilinç, Teknoloji, Toplum ve Yeni Düzen

Resim
Her çağ, insanın teknolojiyle kurduğu ilişkinin bir yansıması oldu. Sanayi çağı kas gücünü, bilgi çağı zihinsel gücü öne çıkardı. İçinde bulunduğumuz veri ve mobil çağında ise veriyi anlayanlar ile ürün ve hizmetlerini her an her yerde ulaştıranlar kazandı. Şu an yapay zeka çağını yaşıyoruz. Bu kez mesele sadece bilmek ya da kullanmak değil, çok daha farklı. Asıl mesele, yapay zekayla nasıl bir ilişki kurduğumuz. Birçoğumuz farkında olmadan yapay zekayı çoktandır hayatımıza dahil etmiştik. Ama acaba biz mi onu yönlendiriyoruz, yoksa o mu bizi şekillendiriyor? Günümüzde teknolojiyi sadece tüketenlere değil, onunla bilinçli bir ilişki kurabilen insanlara ihtiyaç duyuluyor. Yapay zekayı hızlı ve sorunsuz kullananların sözü geçmiyor ama onunla daha iyi ve kaliteli sorular sorabilenler belirleyici hale geliyor. Teknolojiye kendini tamamen teslim etmeden, onunla korkmadan sorgulayarak üretenler bilinçli ilişki kurmayı başarabiliyor. Çağımızın en önemli gücü de zaten bilgiyle anlamlı bağ kura...

Düz Çizgiyi Görmeden Yaşamak

Resim
Büyük kayıplardan ve acılardan sonra kendimize gelmekte zorlandığımız zamanlar olur. Eşim bununla ilgili şöyle demişti bana: “Kalp çizgisi neden düz değil biliyor musun? Çünkü yaşam zikzaklarla dolu. Eğer o çizgi dümdüz gidiyorsa, zaten ölmüşsün demektir.” O an çok basit bir tespitin aslında ne kadar derin bir anlam taşıdığını fark ettim. Yaşamak; düz gitmemek, inip çıkmak sonra tekrar inmek ve tekrar tekrar çıkmak demekti gerçekten. Ruhumuzun da aynı kalbimiz gibi ritmi vardı. Kalbimiz gibi ruhumuz da düz çizgide yaşayamıyor. Düz çizgi sadece kalbin değil hayatın da bitişinin sembolüymüş aslında. Kalp monitöründe düz bir çizgi görmek, hayatın sona erdiğini gösterir. İniş çıkışların artık olmadığı, hareketin kalmadığı ve canlılığın gittiği soğuk bir çizgi. Kalp bir yukarı bir aşağı doğru ritimle atar durur hep. Bazen hızlanır bazen yavaşlar, ama ne kadar yorulsa da atmaya devam eder. O zikzaklar olduğu sürece hayat var demektir. Hayatlarımız da işte aynı böyle kalp çizgisi gibi. Bir gü...

Geleceğin Becerisi: Duygusal Dayanıklılık

Resim
Pandemi öncesinde "Geleceğin Meslekleri"ni anlatmaya başladığımda yazılım, robotik, veri bilimi ve yapay zeka gibi teknolojik konularda dolanırdık. Özellikle yapay zekanın yükselişi ile birlikte tüm teknolojiler el ele daha akıllı hale gelmeye başladı. Ama aradan geçen bu çok kısa zaman diliminde en az bunlar kadar önemli konular da değer kazandı. Teknoloji akıllanırken biz insanlar için gereken beceriler daha "insani" bir hal olma yolunda ilerliyor. Günümüzde bile oldukça önemli olan duygusal dayanıklı olma becerisi, geleceğin iş dünyasında çok kritik bir beceri haline gelecek. Bu beceri basitçe zor durumlar karşısında duygusal dengenin bozulmadan ayakta kalabilme gücüne dayanıyor. Yani fırtınada savrulmak yerine, rüzgarın yönünü işimize yarayacak şekilde kullanabilme yeteneği anlamına geliyor. Duygusal dayanıklı olanlar bir kayıp ya da reddedilmede bunu değersizlik yerine yeniden deneme fırsatı olarak görürler. Yılmadan, yıkılmadan, küsmeden ve dert etmeden yenide...

Hibrit Zeka Çağı

Resim
Bugün ilkokul 1. sınıfa başlayacak bir çocuk 15 yıl sonra çalışmaya hazır olduğunda bambaşka bir iş dünyası onu bekliyor olacak. Şu an var olmayan meslekler doğacak ve popüler olan bazı meslekler ise tarih olacak. Günümüz anne babaları yine aşure yapar gibi çocuklarına ne kadar eğitim varsa aldırmaya ve ne kadar beceri varsa kazandırmaya çalışıyor. Çocuklarımızın hangi işlerde çalışacaklarını net bir şekilde göremiyorken bu konuya odaklanmak bilinçsiz bir davranış. Oysa asıl düşünmemiz ve üzerinde durmamız gereken konu nasıl bir zekaya sahip olmalılar ve bunun için küçük beyinlerini nasıl geliştireceğiz? Geleceğin meslekleri ve çalışma hayatı üzerine kafa yoran ve araştırma yapan tüm uzmanların anlaştıkları bir konu var. Gelecekte hiçbir meslek sadece insanın ya da sadece makinenin işi olmayacak, ortak akıl gerektirecek. Yapay zeka verileri işliyor, hesaplıyor ve işleri hızlandırıyor. İnsan zekası ise sonuçları yorumluyor, değer katıyor, anlam ve yön veriyor. Bu yüzden geleceğin işleri...

Yaş Geçtikten Sonra Meslek Nasıl Edinilir?

Resim
İnsanların çoğu belli bir yaştan sonra meslek edinmenin ya da yeni bir alanda kariyer yapmanın çok zor olduğuna inanır. Oysa günümüzdeki gelişmelerden dolayı artık bu durum hem kolaylaştı hem de artık bir mecburiyet haline geldi. Ortalama yaşam süresi uzadı ve emeklilik yaşı ileriye gitti. Eğitim kaynakları çeşitlendi ve erişim daha kolay, pratik ve ucuzlaştı. Bu yüzden artık 30’lu, 40’lı hatta 50’li yaşlarda bile meslek edinmek mümkün. Bazı insanlar gençliğinde çeşitli nedenlerden ertelediği hedeflerini ve hayallerini ilerleyen yaşlarda tekrar düşünmeye başlar. Bazen maddi ihtiyaçlar artar, aile genişler, ekonomik şartlar değişir ve ek gelir ihtiyacı yeni bir meslek edinmeye zorlar. Çoğu insan da mesleklerinde tatmin duygusu yaşayamadıkları veya zihinsel olarak daha canlı kalmak istedikleri için yeni arayışlara yönelir. Tüm bu kişiler her yünden 30 yıl öncesine göre çok daha şanslılar. Üniversitelerde açık öğretim programlarından, çevrimiçi sertifika programlarına kadar sadece interne...

Ödül ve Ceza Neye Çare?

Resim
Öğrencilik hayatımda çok çalışkan bir öğrenci olmasam da her zaman araştırmaya, kurcalamaya ve öğrenmeye yatkın oldum. İnişli çıkışlı eğitim-öğretim hayatımda her zaman yüksek notlar almasam da girdiğim bütün sınavları kazanarak gerçek diplomalar hak ettim. Küçükken, akranlarım ailelerine bol "pekiyi"li karnelerini götürdüklerinde güzel hediyeler ve ödüller alırdı. Bense "Bu zaten senin görevin, yapman gerek." cevabını alırdım ve zamanla ödül beklentisine girmemeyi öğrendim. Bu durumun bana o zaman için nasıl faydalarının olacağını asla bilemezdim. Ama yıllar sonra Deci ve Ryan’ın araştırmalarıyla karşılaştığımda kendi hayatımın da aslında bilimsel bir karşılığı olduğunu gördüm. Bugün geçmişe dönüp baktığımda aslında epistemik merakımı ve bitmek bilmeyen, bir türlü tatmin edemediğim öğrenme arzumu buna borçlu olduğumu anlayabiliyorum. Edward Deci ve Richard Ryan tarafından geliştirilen "Öz Belirleme Kuramı" bu düşüncemin doğruluğunu kanıtlıyor. Başarıya g...

Ne Sevdiğine Değil Ne Sevmediğine Bak

Resim
Gençlerimiz üniversite tercih döneminde yüzlerce meslek arasında seçim yapmak zorunda kalıyor. Ellerindeki listelerinde mühendislik, tıp, psikoloji, hukuk, işletme alanlarından onlarca alternatifle geliyorlar. Bazı meslekler üzerinde uzun uzun konuşabilirken bazılarını tek bir an bile düşünmeden eliyorlar. İşte bu davranışları aslında sanıldığından çok daha önemli ipuçları veriyor. Psikolog Leona E. Tyler, yıllar önce danışanlarının meslek seçimlerinde ilginç bir durum gözlemledi. İnsanlar meslekleri değerlendirirken sevdiği seçenekleri uzun uzun tartışıyor, ama sevmediklerini çok hızlı ve net bir şekilde eliyordu. Üstelik bu eleme kararları çoğu zaman seçimlerden daha güçlü gerekçelere dayanıyordu. Bu durumu fark ettiğinde insanların hangi meslekleri kendilerine uygun gördüklerini ve hangilerinden kaçındıklarını analiz etmek amacıyla bir teknik geliştirdi. "Seçim Deseni" (Choice Pattern) adını verdiği bu teknikle meslek seçimi sürecini kolaylaştırmayı hedefledi. Danışanları...

Bir Hayale İnanmak Neyi Değiştirir?

Resim
Sosyal medyada ekranımı aşağı doğru kaydırırken akıl almayacak derecede sınırları zorlayan başarı hikayeleri görüyorum. Eğitim anlayışımıza göre başarısız kategorisinde değerlendireceğimiz bu profiller, düzeylerinin kat kat üzerinde başarılar elde edebiliyorlar. Kurulan hayaller, hayallerin peşinden gitmeler, bu uğurda çekilen sıkıntılar, başarıda bunların tamamı şüphesiz çok önemli rol oynuyor. Ama hedef ve başarı için bunların dışında bilimsel olarak da kanıtlanmış çok daha önemli bir anahtar rol hakkında yazmak istiyorum: Başarıya ulaşacaklarına olan sarsılmaz inanç düzeyleri. Bireylerin ilgi duydukları alanları, meslek hedeflerini ve kariyer kararlarını nasıl şekillendirdiklerini açıklamaya çalışan bir teori var. Robert Lent ve ekibi tarafından 1990'lı yıllarda geliştirilen Sosyal Bilişsel Kariyer Teorisi . Psikologlar lise ve üniversite öğrencileriyle yüzlerce görüşme gerçekleştirerek teorinin temelini attılar. Araştırmalarının sonucunda öğrencilerin meslek ve kariyer seçimler...

Eğitimde Fırsat Eşitliği Çözüm mü?

Resim
1960'lı yılların Amerika'sı siyah-beyaz ayrımının zirve yaptığı zamanlardı. Sanki iki farklı türlermiş gibi hayatın her alanında insanlık onurunu ayaklar altına alırcasına eşitsizlikler vardı. Aynı tuvaleti bile kullanmaları yasak olan bu insanlar için ayrı okullarda ayrı eğitimler veriliyordu. Dönemin ABD yöneticileri bu farklılığa rağmen eğitimde fırsat eşitliğini sağladıklarına inanıyorlardı. Ama siyah ve beyaz öğrenciler arasında neden başarı farkı olduğunu bir türlü açıklayamıyorlardı. Bunu anlayabilmek için de James Coleman ve ekibinden bir araştırma yapmaları istediler. ABD eğitim tarihinin en kapsamlı ve önemli araştırması olan meşhur "Coleman Raporu" bu şekilde hazırlandı. James Coleman sosyoloji alanında günümüzde bile sonuçları halen kullanılan çalışmalar gerçekleştirmiş bir akademisyen. Çalışmasında 650 bin öğrenci ve 60 bin öğretmen ile anketler gerçekleştirdi ve çok büyük bir veri topladı. Farklı bölgelerden, ırklardan ve sosyoekonomik sınıflardan gelen ...

Erdemli Meslek Seçimi

Resim
Kariyer danışmanlığı görüşmelerimizde haklarında uzun uzun yazılar yazılacak gençlerle karşılaşıyoruz. Kimi yapay zeka alanında kariyer yapabilecekken sağlık alanında çözümler üretebilmek veya engellilerin hayatlarını kolaylaştırabilmek için bu yönde ilerlemek istiyor. Kimi hakim veya savcı gibi saygın ve güvenceli meslekler dururken, haksızlığa uğrayan çocukları savunabilmek ve koruyabilmek için bu alana yöneliyor. Bazı mühendislik mezunlarının yüksek maaşlı ama çevreye zarar verecek işler yerine doğaya duyarlı sürdürülebilir projelerde ilerlemeye çalıştığına denk geldim. Yine yakın çevremde son derece başarılı tıp kariyeri olduğu ve özel hastanelerden cezbedici teklifler aldığı halde sağlık hizmetlerine erişimi kısıtlı olan yerlerde çalışmayı isteyerek ve severek tercih edenleri görüyorum. Etrafımızda bunlar gibi insanların varlığına sizler de her zaman her yerde şahit olabilirsiniz. Bu kişiler daha az kazanmalarına rağmen vicdanlarının sesini dinliyor, ihtiyacı olan insanlara gerçek...