7 Ekim 2025 Salı

Sonuna Kadar Koşan Kazanır


Zaman zaman başarıya ulaşmış insanların gerçek ve örnek alınacak hayat hikayelerini kurcalarım.
İlham alınabilecek neleri var, neler yaşamışlar da başarmayı başarmışlar diye uzun uzun kafa yorarım.
Aralarında oldukça şanslı olanlar ve daha doğar doğmaz kazananlar var.
Ama öyle bir ortak noktaları var ki bundan ders çıkarmamak akıl karı değil:
En hızlı koşanlar değil belki ama, sonuna kadar koşanlar her zaman kazanıyor!

Çoğu zaman kazanmakla bitirmek arasındaki farkı karıştırıyoruz, birbirinden ayırt edemiyoruz.
Kazanmak çoğu zaman bir amaç ve bir sonuç gibi görünüyor ve böyle biliniyor.
Bitirmenin bir kararlılığın ve güçlü bir inancın sonucu olduğunu ise görmezden geliyoruz.
Aslında elinden geleni yapmış bir insan, sonucu ne olursa olsun çoktan kazanmış demektir.
Doğrusu, hayatta kazananlar vazgeçmeyerek bitirebilenler arasından çıkıyor.

Hayatımın son dönemlerinde üzerinde çok fazla mesai harcadığım bir konu var.
"Kazanmak nedir?" ve "Ne zaman hangi koşullarda kazanmış oluyoruz?" sorularına cevaplar arayıp duruyorum.
Bulabildiğim ve beni ikna eden en mantıklı şey ise kazanmanın bir sonuç değil, bir tavır olması.
Bazen hiç bitmeyeceğinin farkına varsan bile, herkesin bıraktığı yerde devam edebilmektir kazanmak.
Bazen de kendine verdiğin sözü tutmak, kendine yakıştırdığını yapmak ve tamamlamak.

Peki gerçekten kazanmak zorunda mıyız, böyle bir mecburiyetimiz mi var?
Yerine ve zamanına göre değişir ama bunun için vazgeçmeden elimizden geleni yapmak zorundayız.
Sonuna kadar gitmeye çalıştıkça artık sonucu değil kendimizi tanırız.
Böyle olduğu zamanlar kazanamasak bile, “bitirdim” diyebilmek başka bir huzur verir.
Belki bir ödül, bir alkış olmaz ama vicdanımız temiz ve rahattır.

Hayat yarışında ödüller en hızlı olanlara veriliyor ama gerçekten kazananlar hep en dayanıklı olanlar oluyor.
Pes etmemeyi öğrenenler her denemelerinde daha da güçleniyor ve her düşüşlerinde daha da kırılmaz hale geliyor.
Dayanıklı olmayı doğuştan edinemeyiz, ancak yaşarken öğrenebiliriz.
Kırıldıkça, hata yaptıkça, acı çektikçe ve içimiz yandıkça içimizde bir güç büyür.
Ve bu güç sayesinde artık koşmaktan değil, yarıda kalmaktan korkar oluruz.

Yarıda bırakılan hayallerimiz zamanla içimizde ağırlaşır.
Tamamlanmayan emekler, “acaba olsaydı?” sorusunu hep kafamızda tekrar ettirir.
İşte tam da bu yüzden pes etmeden devam etmenin önemini sadece başarıyla değil huzur ve vicdan ile açıklamaya çalışıyoruz.
Sonuna kadar gitmek ve bitirmek insanın kendisine olan saygısıdır.
Kazanan bitiren değildir, bitiren kazanandır.

Sonuna kadar koşmak, başkalarını geçmek için yapılmaz.
Amaç, kendimiz için kendimizi yarı yolda bırakmamaktır.
Hayat da tam olarak böyle bir koşudur zaten.
Bazen nefesimiz tükenir, bazen herkes bizden ileridedir, bazen de yolu sorgular ve vazgeçmeye yaklaşırız.
Ama yine de tek bir şey için koşmaya devam ederiz:
İnsanın kendine sadık kalması...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Öne Çıkan Yayınlar

Teknolojiye Karşı İnsanlık Devrimi

Her gün yeni bir yapay zeka modeli, yeni bir robot ya da yeni bir otomasyon haberi almaya devam ediyoruz. Sanki dünya birileri ileri sarıyor...