Geleceğin Meslekleri

Siber güvenlik

Siber Güvenlik Uzmanı

Dünya Ekonomik Forumu'nun meşhur "Geleceğin İşleri" raporunda en çok aranan 15 meslek içerisinde yer alıyor Siber Güvenlik Uzmanları.
Her geçen zaman artan siber saldırılarla mücadele etmek için daha da fazla siber güvenlikçiye ihtiyacımız olacak.
Peki ama neden? Nedir bu Siber Güvenlik? Neyi kimden ve nasıl koruyacaklar, neden korumaları gerekiyor?

Eski zamanlarda insanların içinde önemli ve özel eşyalarını, mektuplarını, fotoğraflarını, belgelerini vb.. sakladığı bir sandık ya da kasa olurdu.
Gelişen teknolojiyle birlikte bu sandık ve kasalar artık dijital ortama taşındı.
Tüm bilgi, belge, yazışma ve çalışmalar sanal ortamda gerçekleşmeye ve saklanmaya başlandı.
Sandıkların ve kasaların saklanıp korunduğu gibi dijital verilerin de herkesin ulaşamaması için korunması gerekli.
İşte Siber Güvenlik Uzmanları, aynı akyuvarların vücudumuzu mikropların saldırılarından koruduğu gibi sanal ortamdaki bu verileri, sistemleri ve ağları saldırılara karşı koruyan kişilerdir.

Siber saldırılar, hem bireysel hem de kurumsal verileri çalmak, yok etmek ya da manipülasyon için kullanılıyor.
Böylelikle ciddi boyutlarda finansal ve itibar kayıplarına neden oluyor.
Siber güvenlik uzmanları, bu tür saldırıları önlemek ve veri güvenliğini sağlamak için çalışıyor.
Güvenlik politikaları oluşturuyor, riskleri analiz ediyor, saldırılara karşı savunma hattı kuruyor ve saldırı olduğunda da kurtarılacakları kurtarıyor.

Siber Güvenlik Uzmanlarına olan talep sadece geçen yılda %30 oranında arttı.
Çünkü 2023 yılında dünya genelinde kuruluşların %71'ine toplam 7,5 milyar siber saldırı gerçekleşti ve bu saldırıların neden olduğu mali kayıplar 10 trilyon doları aştı.
Bu rakamlar, tek bir siber saldırının ortalama 4 milyon dolar zarara uğratması anlamına geliyor.
Üstelik 2026’ya kadar siber suçların maliyetinin yılda 20 trilyon doları bulması bekleniyor.

Bu kadar büyük paraların ve kayıpların olduğu bir alanda yeni bir sektör ve mesleklerin ortaya çıkmaması imkansız.
Bu nedenle daha şimdiden 250 milyon dolarlık bir küresel siber güvenlik pazarı oluştu.
Cybersecurity Ventures raporuna göre, küresel siber güvenlik harcamaları 2025 yılına kadar yılda 1 trilyon doları aşacak.
Tüm dünyada siber güvenlik alanında 3 - 3,5 milyon yetenek açığı mevcut.
Ülkemiz için bu rakam en acil olarak 60 bin kişi olarak dile getiriliyor.

Teknoloji dergisi Wired "2020'lerde En İyi İşler" raporunda geleceğin meslekleri arasında Siber Güvenlik Uzmanı ve Analistine yer verdi.
IBM ve Korn Ferry'ye göre önümüzdeki yıllarda siber güvenlik alanındaki işlerde büyük bir yetenek açığı bekliyor.
Deloitte de benzer şekilde dijital güven ve siber güvenlik alanlarında zorluklarla birlikte büyük fırsatlar olduğu görüşünde.
Artan tehditler, gizlilik endişeleri ve siber saldırı olasılıkları gibi risklere rağmen bu sorunların tespit ve çözümleri için yeni uzmanlık alanlarına ve mesleklere ihtiyaç duyulacak.

“Yazılım Dünyasında 2023 Trendleri” raporuna göre de teknolojinin gelişmesiyle siber güvenlik alanındaki tehditler de büyüyor.
Özellikle bulut teknolojisinin yaygınlaşması, siber güvenlik alanındaki trendlerin takibini daha da önemli hale geliyor.
Şirketlerin bu alanlara yatırım yapmasını kaçınılmaz hale getiriyor.

Veri bilimi

Veri Bilimi 

Günlük hayatlarımız her şeyden biraz tüketmekle geçiyor.
Tüketirken ya da tüketmeye çalışırken de çok değerli bir şey üretiyoruz: Veri.
Üstelik sadece tüketirken değil, hemen hemen her eylemimizde yeni veriler oluşturuyoruz.
Telefonlarımızla yaptıklarımız, sosyal medyadaki etkileşimlerimiz, alışverişlerimiz, sağlık kayıtlarımız..
Her adımımız aynı zamanda dijital evrende bir iz bırakıyor.

Bu dijital izlerimiz hem firmalar hem de kamu kuruluşları için altın madeni değerinde.
Çünkü bu veriler işlenerek çok değerli anlam ve bilgiler ortaya çıkarılıyor.
Veri bilimi ile büyük miktardaki veriler analiz ediliyor, anlamlı sonuçlar çıkarılıyor.
Bu sayede doğru ve gerçekçi kararlar alınabiliyor, yeni ürünler ve hizmetler geliştirilebiliyor.
İşte bütün bunlar veri bilimi ve veri bilimi alanında çalışanlar tarafından gerçekleştiriliyor.

Örneğin, bir e-ticaret sitesi müşterilerinin alışveriş alışkanlıklarını analiz ederek hangi ürünlerin daha çok satıldığını belirleyebiliyor.
Bu şekilde kampanyalarla müşteri memnuniyetini artırabiliyor, aynı zamanda stoklarını ayarlayarak maliyetleri düşürebiliyor.
Müşterilerin satın alma ve arama geçmişlerine göre, hatta sosyal medya etkileşimlerine göre kişiselleştirilmiş ürünlerin pazarlaması yapılabiliyor.
Sigorta şirketleri, veri bilimi sayesinde riskleri daha iyi değerlendirebiliyor.
Büyük veri setleri analiz edilerek sağlıkta bazı hastalıkların erken teşhisi mümkün olabiliyor.
Veya enerji tüketimini tahmin etmek ve enerji şebekelerini optimize etmek için veri bilimine başvuruluyor.

Bu örneklerde olduğu gibi veri bilimcilere sağlık, finans, e-ticaret ve pazarlama gibi alanlarda yoğun olarak ihtiyaç duyuluyor.
Sporun hemen hemen her branşında performans analizi ve strateji geliştirmeyi yine veri bilimciler gerçekleştiriyor.
Veri bilimi birçok farklı alanda uzman meslekler türetti ve türetmeye de devam etmesi bekleniyor.
Veri Analisti, Veri Mühendisi, Makine Öğrenimi Uzmanı, Büyük Veri Uzmanı, İş Zekası Uzmanı günümüzde popüler meslekler arasında.

Veri bilimi günümüzün ve geleceğin en heyecan verici ve aynı zamanda en hızlı büyüyen alanlarından birisi.
Öncesinde veriyi toplamak, temizlemek, analiz etmek ve görselleştirmek için çeşitli yöntem ve araçlar kullanılıyor.
Hatta bu metotları ve araçları tasarlamak, geliştirmek ve hatalarını gidermek de ayrı ayrı uzmanlık gerektiriyor.
Sayılardan metinlere, resimlerden videolara kadar her türlü bilgiyi içerebilen veriler çeşitli işlemlerden geçiyor.
Temizleniyor, düzenleniyor, kullanılabilir hale getiriliyor, modelleniyor ve nihayetinde analiz ediliyor.

LinkedIn Yetenek Raporuna göre, veri bilimi en çok talep edilen beceriler arasında.
Buna bağlı olarak bu alandaki iş ilanları son birkaç yılda %650 oranında artış göstermiş.
Harvard Business Review'e göre veri bilimciler hem stratejik hem de yaratıcı düşünme becerilerini bir arada bulundurması gerekiyor.
Hatta bu nedenden geçtiğimiz yıllarda "21. yüzyılın en seksi mesleği" olarak bile göstermişlerdi.

Mobil uygulama geliştirme

Mobil Uygulama Geliştirme 

Şu an 20 yaşlarında bir genç olsaydım ne yapardım diye düşündüm.
İlk aklıma gelen, birkaç kariyer sitesini farklı sekmelerde açarak ilanlara göz atmak olurdu.
Bunların arasından yüzlerce "Mobil Uygulama Geliştirici" iş ilanının dikkatimi çekmesi uzun sürmezdi.
İlanların içeriğine baktığımda herhangi bir diploma ya da sertifika şartı olmaması beni daha da heyecanlandırırdı.
İnternet üzerinden dahi ücretsiz bir şekilde birkaç ay kendimi sıkarak edinebileceğim becerilerle bu meslek için hazır hale gelebilirdim!

Mobil uygulama geliştiriciler, akıllı telefonlar ve tabletler gibi mobil cihazlar için yazılım uygulamaları tasarlıyor ve geliştiriyor.
Oyunlar, sosyal medya uygulamaları, bankacılık ve e-ticaret uygulamaları gibi farklı ve çeşitli alanlardaki birçok uygulama bu insanların eseri.
Farklı platformlarda (iOS, Android) ve cihazlarda çalışabilecek uygulamaları kullanılabilir hale getiriyorlar.
Genellikle bilgisayar başında, dijital beceri ve teknolojilerin yanında bilişsel beceriler kullanılarak çalışılıyor.

Öncelikle uygulamanın genel bir tasarımı planlanıyor, kullanıcı ihtiyacı analiz ediliyor.
Her platformun kendine özgü programlama dili ve geliştirme ortamı ile yazılım kodlanıyor.
Geliştirilen uygulama performans ve güvenlik açısından test ediliyor, hataları bulunup düzeltiliyor.
Uygulama son kullanıcıya sunulduktan sonra bununla da bitmiyor.
Kullanıcıdan gelen geri dönüşlere göre düzenli olarak güncellemeler yapılıyor ve yeni özellikler ekleniyor.

Mobil uygulamalar, günümüzün dijital dönüşüm sürecinde belki de en önemli rolü üstleniyor.
Firmalar daha kaliteli hizmetler sunmak ve rekabette avantaj sağlamak için mobil uygulamaların üzerinde özellikle duruyor.
İyi geliştirilmiş mobil uygulamalar kullanıcının ürün ve hizmete erişimini kolaylaştırıyor.
Ayrıca işletmelerin daha geniş kullanıcı kitlelerine ulaşmasını sağlıyor.
Daha önce hiç görmediğimiz yeni yeni iş modelleri de bu sayede günlük hayatımızda yerlerini alıyor.

2010 yılında Play Store'da sadece 30 bin mobil uygulama varken, bu sayı günümüzde 2,2 milyon.
Mobil cihazların yaygınlaşması ve çeşitlenmesi ile birlikte mobil uygulama geliştirme sektörü sürekli büyüyor.
Üstelik mobil yazılımlar, yapay zeka teknolojileri ile birlikte sürekli daha akıllı hale geliyor.
Önümüzdeki yıllarda 5G ve sanal gerçeklik teknolojilerinin gelişmesiyle mobil uygulamaların kullanım alanları da genişleyecek.
Bu sayede mobil uygulama geliştirebilme becerilerine sahip kişilerin işsiz kalması imkansızmış gibi görünüyor.

BuildFire verilerine göre dünyada 6,3 milyar akıllı telefon kullanılıyor ve bu cihazlara yılda yaklaşık 300 milyar uygulama indiriliyor.
Statista'ya göre, global mobil uygulama gelirleri 2023'te 400 milyar doları bulmuş ve önümüzdeki yıllarda da bu hızla artış bekleniyor.
App Annie günlük ortalama mobil uygulama kullanım süresini kişi başı 4 saat olarak gösteriyor.
Gartner ve IDC raporlarına göre ise mobil uygulama geliştirme önümüzdeki 5 yılda en hızlı büyüyen meslekler arasında olacak.

Nesnelerin interneti

Nesnelerin İnterneti 

Türkçemizde "nesnelerin interneti" olarak geçen, orjinal ismiyle "Internet of Things" (IoT) olarak kullanılan yeni bir kavram.
Günlük hayatta kullandığımız cihazların internet bağlantısı ile birbirleriyle iletişim kurması olarak tanımlanıyor.
Birbiriyle ve insanlarla iletişime geçen nesneler veri alış-verişi yapabiliyor, kontrol edebiliyor ve bir insan gibi karar verebiliyor.
IoT kavramının yaygınlaşması ve gündelik hayatımıza entegre olması, son yıllardaki teknolojik gelişmelerle sağlandı.
Özellikle 2010'lu yıllardan itibaren internet hızının arması, kablosuz iletişim teknolojisinin gelişmesi ve veri işleme kapasitelerinin yükselmesiyle ilerleme kaydetti.

Günümüzde bu kavram akıllı ev cihazlarından endüstriyel makinelere, otonom araçlardan şehir altyapılarına kadar birçok alanda kullanılıyor.
Bir işlemciye sahip olan, yani karar verebilme yeteneğine sahip her türlü nesne için IoT uygulanabiliyor.
Her türlü cihazın sensörlerde veri toplaması ve sonrasında internete bağlanarak topladığı veriyi iletmesi ilkesine dayanıyor.
Birbirine ve sistemlere ağ ile bağlı olan cihazlar ortak hareket ediyor ve aralarında veri paylaşıyor.
Paylaşılan veriler analiz ediliyor, analiz sonucuna göre otonom kararlar alınıyor veya kullanıcıya geri bildirimde bulunuluyor.

Basit örnekler verecek olursak, akıllı buzdolabı yumurtanız bittiğinde bunu telefonunuza bildirim olarak gönderiyor ve sizin takibinize gerek kalmadan alış-veriş listenize ekliyor.
Trafik ışıkları kendi kendine araç trafiğini analiz ediyor ve yeşil ışık sürelerini ayarlayarak trafik akışını düzenliyor.
Hastanelerdeki tıbbi cihazlar birbirleriyle ve doktorlarla iletişim kurarak hastaların takibini kolaylaştırıyor ve tedavi sürelerini kısaltıyor.
Tarımda kullanılan nem sensörleri, hava durumu istasyonları ve sulama sistemleri ile bağlantıya geçerek ihtiyaç duyulan su miktarını belirleyerek suyu daha verimli kullanıyor.
Akıllı fabrikalarda sensörlerle donatılmış makineler, üretim süreçlerini optimize ediyor ve arızaları önceden tespit edebiliyor.

IoT, yalnızca belirli sektörleri değil, genel anlamda iş dünyasının tamamını köklü bir şekilde değiştiriyor.
Bu teknoloji sayesinde cihazlar artık gerçek zamanlı verileri toplayıp analiz yapabiliyor.
Böylece verilere bakılarak verilmesi gereken kararların daha hızlı ve daha isabetli olmasını sağlıyor.
Endüstride de mevcut çalışanların becerilerini bu yönde güncellemeleri gerekecek.
Çünkü bir üretim mühendisinden IoT teknolojilerini kullanması ve bunlara hakim olması beklenecek.

IoT ile birlikte yeni uzmanlık alanları gelişiyor ve yeni mesleklere ihtiyaç duyuluyor.
"Veri Mühendisi", "IoT Güvenlik Uzmanı", "Endüstriyel IoT Mühendisi", "IoT Cihaz Geliştiricisi" ve "IoT Robot Mühendisi" gibi yeni meslekleri görmeye başladık.
Gerek mevcut işlerin dönüşümü gerekse yeni iş alanlarının doğmasıyla daha verimli çalışma ve kişiselleştirilmiş hizmetler kavramları ön plana çıktı.
IoT platformlarının kurulumu, bakımı ve güvenliği gibi konularda uzmanlaşan meslekler, IoT'nin yaygınlaşmasıyla daha da önem kazanacak.
Birçok sektörde, özellikle de endüstrilerde gerçekleşen dijital dönüşüm ile birlikte IoT uzmanlarına olan ihtiyaç aratarak devam edecek.

Statista verilerine göre günümüzde dünyada 15 milyar IoT cihazı var. Bu sayının 2030'da 30 milyar olması tahmin ediliyor.
McKinsey; IoT'nin üretim, sağlık, perakende ve şehit altyapılarındaki dönüşümlerle kısa sürede küresel ekonomiye yıllık 12 trilyon dolar ek değer katmasını öngörüyor.
Gartner, işletmelerin %80’inin verimlilik, enerji tasarrufu ve süreç optimizasyonu amacıyla IoT teknolojisini kullanacağını öngörüyor.
Deloitte, IoT teknolojilerinin, özellikle sağlık ve tarım sektörlerinde %20-%30 arasında tasarruf sağlamasını bekliyor.
WEF raporuna göre önümüzdeki yıllarda IoT teknolojisiyle ilgili en az 10 milyon yeni iş alanı oluşacak.

Bulut mühendisi

Bulut Mühendisi 

Eskiden, benim gibi fotoğraf çekmeyi sevenler hiç sevmedikleri bir sorun yaşardı.
Megabaytlarca fotoğrafı saklayacak hafıza kartları bulmak ve daha sonra onları saklamakta zorlanırdık.
Her sorun beraberinde bir çözüm getirir mantığıyla, teknoloji bu sorunun da üstesinden geldi.
Bulut teknolojisi ile artık fotoğrafları ve diğer dosyaları kullandığımız cihazlarda ya da bilgisayarlarda saklama derdi bitti.
Sadece bir e-posta hesabı ile tüm akıllı telefon, tablet, bilgisayar ve smart tv lerden istediğimiz zaman istediğimiz yerden erişebilmeye başladık.

Bulut teknolojisi, verilerin ve uygulamaların internet üzerinden sunucularda depolanması, işlenmesi ve yönetilmesi olarak tanımlanıyor.
Artık dosyalar sadece cihazların hafızasında değil, internet sayesinde uzak sunucularda güvenle saklanıyor.
Veriler cihazlarda değil, internet üzerinde depolanıyor ve internete bağlı herhangi bir cihazla paylaşılabiliyor.
Uzaktan erişebildiğimiz bu hizmetler, büyük teknoloji şirketlerinin bulut mimarisi kullanarak oluşturduğu veri merkezlerinde gerçekleşiyor.
Amaç her zamanki gibi bilgi işleme ve depolama maliyetlerini düşürme ve güvenlik ihtiyacından kaynaklanıyor.

Bulut teknolojisinde veriler sanki havada asılıymış gibi bir his vermesine rağmen, aslında fiziksel bir alanda depolanıyor.
Bulut denilen şey de aslında dünyanın çeşitli bölgelerinde bulunan veri merkezleri.
Milyonlarca bilgisayarın bir araya gelerek oluşturduğu devasa veri depolama alanları bu veri merkezlerini oluşturuyor.
Veri merkezleri sürekli elektrik kaynağına ve yüksek hızlı ağ altyapısına sahip konumlarda yer alıyor.
Binlerce sunucunun çalışmasıyla ortaya çıkan ısı ise özel soğutma sistemleri ile dışarı atılıyor.

Tüm bu hizmetler Microsotf Azure, Google Cloude, Amazon Web Services ve IBM Cloude gibi bulut sağlayıcılar tarafından sunuluyor.
Bulut sağlayıcıları, büyük veri merkezlerinde binlerce sunucuyu yönetiyor.
Bu sunucular, kullanıcıların verilerini depoluyor ve uygulamalarını çalıştırıyor.
Kullanıcılar, internet üzerinden bu sunuculara bağlanıyor ve istedikleri hizmetleri kullanabiliyor.
Bulut teknolojisi günümüzde verileri depolama, yönetme ve erişim şeklini kökten değiştirerek beraberinde yeni bir mesleği doğurdu.

Bulut mühendisi, bulut bilişim alanında çalışan uzmanlar olarak tanımlanır.
Bir işletmedeki tüm verilerin ve uygulamaların bulut teknolojisinde depolanmasını ve yönetimini gerçekleştirir.
En uygun bulut altyapısını tasarlar, kurulumunu yapar ve verileri güvenli bir şekilde buluta aktarır.
Bulut ortamındaki sistemlerin performansını takip eder, sorunları giderir ve günceller.
Siber saldırılara karşı önlem alarak tüm bulut verilerinin güvenliğini sağlar.

Araştırma raporlarına göre dünyada işletmelerin %90'ı bulut teknolojisini kullanıyor.
Bulut harcamaları her yıl %20'lik bir artış gösteriyor.
Yatırım yapan işletmeler maliyetleri %30 azaltırken %50'ye kadar verimlilik artışı sağlıyor.
Bulut teknolojisi son yıllarda yapay zeka ve makine öğrenimi alanlarında da yoğun şekilde kullanılıyor.
Artık iş dünyasının "vazgeçilmezi" olan bulut teknolojisinde çalışacak uzmanlara gelecekte çok daha fazla ihtiyaç olacak.

Blockchain

Blockchain - Blokzincir

Markete alış-veriş için gittiniz.
Sepetinizi doldurdunuz ve ödemeyi yapmak için kasaya geldiniz.
Hesabınızda 1000 TL olduğundan eminsiniz çünkü az önce kontrol ettiniz.
Ödeme için kartınızı uzattınız ancak kasiyer yeterli bakiyenizin olmadığını söyledi.
Ama bu nasıl olur?

Kendi ekranınızda para görünmesine rağmen ödeme cihazının bağlandığı merkez veri bunu doğrulamıyor!
İster miydiniz; arkanızda sırada bekleyen kişinin “Hesabında parası var doğru söylüyor” demesini,
hesabınızda para olduğunu onaylamasını ve bu şekilde alış-verişi sorunsuz tamamlamanızı?
İşte bunu gerçekleştirecek teknoloji: Blokzincir.

Blokzincir teknolojisi özetle, merkezi olmayan dağıtık verilerdir.
Bilginin dijital ortamda güvenli ve şeffaf bir şekilde kaydedilip saklanmasının en yeni bir yoludur.
Bunu bloklar adı verilen ve her biri birbirine zincir halinde bağlı olan kayıtlar aracılığı ile gerçekleştirir.
Her blok, bir önceki bloğun benzersiz bir kopyasını ve yeni kayıtları içerir.
Bu şekilde herhangi bir blok ya da verinin değiştirilmesi ve silinmesi imkânsız hale getirilir.
Çünkü zincirdeki herhangi bir veriyi değiştirmek ya da silmek için tüm blokların ve yöneticilerin birden izni ve onayı alınması gerekir.

Birbirine bağlı zincirler kriptografik şifreleme ile korunduğundan hacklemek ve manipüle etmek de imkânsız derecede zordur.
Ayrıca doğrulama ya da onaylama için bir merkezin olmasına ihtiyaç kalmaz.
Veriler tek bir merkezi sunucuda değil, ağa bağlı tüm bilgisayarlarda kopyalanır ve saklanır.
Bu şekilde sistem daha güvenli ve sansür edilmeye dirençli hale getirilir.
Ağdaki herkes bu kayıtları görebilir ve takip edebilir.
Herkesin üzerinde anlaştığı bu kurallar seti ile sistem her zaman şeffaftır.

Blok zincir teknolojisi güvenliği artırır, maliyetleri düşürür, işlemleri hızlandırır, karmaşık işlemleri otomatikleştirir ve hesap verilebilirliği sağlar.
Teknolojinin gelişmesi ile yeni iş alanları oluşacak ve bu alanlarda uzmanlaşmış kişilere olan talep artacak.
Yeni blokzincir uygulamaları için “Blokzincir Uygulama Mimarı”, bu uygulamaları geliştirmek için “Blokzincir Geliştirici”, verilerin analizini yapacak “Blokzincir Analisti”, sistemleri siber saldırılara karşı koruyacak ve güvenliğini sağlayacak “Blokzincir Güvenlik Uzmanı” gibi meslekler geleceğin önemli meslekleri arasında yerlerini alacaklar.

Uzay teknolojileri

Uzay Teknolojileri 

Tarih boyunca insanlık gökyüzüne karşı ayrı bir ilgi ve merak duydu.
Yüzyıllar boyunca bu merak yerden merceklerle giderilmeye çalışıldı.
Ancak ne yazık ki o insanlar yüzyılımızda yaşayanlar kadar şanslı olamadı.
Soğuk savaş döneminin bilim dünyasına kattıklarının en önemlilerinden biri uzay yarışıydı.
Bu sayede havacılık ve uzay teknolojilerinde hızlı gelişmeler gerçekleşti.
Günümüzde bu gelişmeler hızını artırarak devam ediyor ve yeni mesleklerin ortaya çıkmasına neden oluyor.

Bu alanda uzay madenciliği geleceğin mesleklerinde en önemliler arasında gösteriliyor.
Trilyonlarca dolar değerindeki göktaşları ülkelerin ve şirketlerin iştahlarını kabartıyor.
Bu cisimler üzerinde yer alan değerli madenleri ve enerji kaynaklarını dünyaya getirebilmek için yeni teknolojiler geliştiriliyor.
Bu yeni teknolojiler sayesinde daha önce duymadığımız yeni mesleklere ihtiyaç duyluyor ve bu yeni meslekler için yeni beceri setleri yükleniyor.

Bir başka önemli alan ise uzay turizmi-uzay seyahatleri.
Dünyadan sıkılanlar, uzaya turistik gezi yapmak isteyenler gün geçtikçe çoğalıyor.
Bu durum yeni bir sektör ve buna bağlı iş alanlarını ortaya çıkartıyor.
Uçağı sadece gökyüzünde değil, atmosfer dışında da kullanacak pilotlara, bu araçları tasarlayacak, üretecek ve bakımını gerçekleştirecek teknik elemanlara ihtiyaç duyuluyor.

Dünyada gelişmiş ülkeler uzay yarışına hız kesmeden devam ediyor.
"Uzay sizin babanızın malı değil" diyerekten yüklü miktarlarda paralar ayrılıyor, özel şirketler destekleniyor.
Bu durum uzay güvenliği ve uzay savunması gibi alanlarda yeni meslekleri doğuruyor.
Ay'da, Mars'ta ve hatta uzay boşluğunda yeni yapılar inşa edecek mimarlar-mühendislerin aldıkları eğitimler güncelleniyor.
Ay toprağından tarım ürünü yetiştirecek biyologlar yetiştiriliyor.

Uzay ekonomisi ve uzay ticareti ise yine çok uzak olmaya gelecekte hayatımıza girecek kavramlar.
Daha az maliyetli, daha az enerji tüketen sistemler ile ticaretler yapılması bekleniyor.
Bu kavramları hukuki düzene koyacak-gözetecek uzay avukatları, uzay ekonomistleri gibi meslekler geleceğin meslekleri arasında gösteriliyor.
Uydu iletişimi ve uzay iletişim sistemleri önemli hale geleceğinden mühendislerin bu alanlarda da kendilerini yetiştirmeleri gerekecek.

Uzay teknolojilerinin insanlığa sunacağı faydalar oldukça önemli.
Uzay araştırmaları ve keşifler için astronot, astrofizikçi, uzay mühendisi gibi mesleklerin yanına
uzay rehberi, uzay mimarı, uzay hukukçusu, uzay psikoloğu, uzay biyoloğu gibi meslekleri görmemiz fazla zaman almayacak.
Büyük Önderimizin "İstikbal göklerdedir!" hedefi doğrultusunda gençlerimizin uzaya ve uzay bilimlerine olan
ilgi ve merakını diri tutmamız, bu alanda çalışmalar yapmalarına yönlendirmemiz hayati önem taşıyor.

Yorumlar

Popüler Yayınlar

Hayat Denemeye Değer mi?

Yapay Zeka Bilinç mi Kazanacak, Vicdan mı?

Mutluluk Yasası

Mesleği Değil, Kendimizi Seçmek

"Keşke"siz Bir Hayat Mümkün mü?