Toplum 5.0

Toplum 5.0


"Dünyanın batı dışından bir ses yükseldi ve Endüstri 5.0 olmasın, Toplum 5.0 olsun dedi."

CBİKO Başkanı Doç. Dr. Salim ATAY'ın bu sözleri ile başladı 15 Aralık'ta gerçekleşen 2. İnsan Kaynakları Forumu.
Japonlar tarafından ortaya atılan ve geliştirilen "Society 5.0" kavramı ile "süper akıllı toplumlar" inşa edilmek isteniyor.
Yani insanı merkeze koyan bir anlayışla, her bireye yüksek kalitede ürün ve hizmeti israf etmeden hızlı bir şekilde ulaştırmak amaçlanıyor.
Bunun için değişen ve gelişen teknolojiyi sadece kar yapmak-daha fazla para kazanmak amacı ile değil, insanların yararına olacak şekilde toplumu nasıl iyileştirilebilir, dünya yaşamak için nasıl daha iyi ve kaliteli bir yer haline getirilebilir sorularına cevap aranıyor.

ILO'ya göre yeni teknolojik gelişmelerle birlikte 6 milyon işin kaybolması, buna karşı 25 milyon yeni iş alanı oluşması bekleniyor.
OpenAI'ın OpenResearch ile birlikte yaptığı çalışmaya göre de dünya genelinde çalışanların %80'i işlerinin en az %10'unu AI ile yapabilecek.
Tüm çalışanların %19'u ise işlerinin en az %50'sini AI ile gerçekleştirebilecek.

Yani işlerin %80'inin AI tarafından etkilenmesi, bu işlerin %19'unun da en az %50 etkilenmesi bekleniyor.
Kendini tekrarlayan işlerin yerini RPA (Robotik Proses Otomasyon), yani yapay zeka destekli dijital işçiler hızlı bir şekilde alacak.
McKinsey'e göre ise başta AI olmak üzere yeni teknolojiler ile otomatikleştirilebilecek işlere harcanacak zaman, tüm işlerin en az %60'ını oluşturacak.

Doğru adımlar ve doğru yönlendirmeler gerçekten işlerimizi kolaylaştırabilir.
Ancak bunun da önünde önemli bir sorun var: Tüm dünya genelinde şirketler teknolojiyi iyi kullanamıyor.
Çünkü kullanmadan önce bu teknolojileri (AI örneğinde olduğu gibi) yeteri kadar tanımıyor ve anlayamıyorlar.
Sadece ABD'de bu yıl büyük çoğunluğu AI alanında olmak üzere 3200 girişim iflas etmiş.
Bu firmalara yapılan toplam yatırım 27 milyar doları geçmiş!
Bu doğrultuda bu teknolojilerin ne olduğunu ve ne olmadığını çocuklarımıza kadar iyi bir şekilde anlatmamız gerek.

Üretken yapay zeka uygulamaları akıl yürütme, içerik oluşturma ve bir öneri sunma becerilerini geliştirmesi ile her gün daha da güçleniyor.
Tüm bu teknolojik gelişmelerin amacı, insanı elimine edip oyundan çıkarmak değil, insanı daha kapasiteli ve daha güçlü bir hale getirerek hızlı ve kusursuza yakın işleri gerçekleştirebilmek.
Ancak daha az çalışmak istiyorum ya da önceliğim çalışmak değil diyen insanların sayısındaki artış nedeniyle yetenekli insan bulmak zorlaşıyor.

Bilgisayarla ve makineyle en iyi iletişim kurabilenlerin, insanlarla iyi iletişim kurabilen kimseler arasından çıktıkları bilindiğine göre; teknolojiyi kullanabilme kapasitesi ile birlikte iletişim ve iş birliği içinde çalışabilme becerilerini yüklemeliyiz.
Bilgi yükleme odaklı eğittiğimiz çocuklarımızı yapay zeka anlayabilen, kullanabilen ve yorumlayabilen geleceğin çalışanları haline getirmeliyiz.

Zihinsel becerilerin taşeronlaşması

Zihinsel Becerilerin Taşeronlaşması 

Geleceğin iş dünyasını günümüzden başlayarak hızlı bir şekilde değiştirme potansiyeli olan bir kavram:
Zihinsel becerilerin taşeronlaşması.
Zihinsel beceriler, yani beyin gücü kullanılarak yapılabilen işler son yıllarda hem çeşitlendi hem de değerlendi.
Hızlı ve eleştirel düşünebilme, analiz edebilme, doğru karar verebilme, yaratıcı düşünebilme ve problem çözebilme gibi önemli beceriler bu grupta tanımlanıyor.

Basitçe, bir işyeri kendi bünyesinde ancak zihinsel becerilerle yapılabilecek belirli işleri dışardan uzmanlara veya uzmanları barındıran diğer işyerlerine yaptırıyor.
Böylelikle geçmişte şirketler kendi bünyelerinde gerçekleştirdikleri uzmanlık gerektiren işleri artık dış kaynaklardan karşılamaya çalışıyor.
Zihinsel becerilere sahip çalışanlar yetiştirip geliştirmekle uğraşmıyor ve hizmet şeklinde direkt olarak dışardan alıyor.
İşte bu da beyin gücünün taşeronlaşması olarak tanımlanıyor.

Zihinsel beceriler çalışanlar ve işverenler açısından kritik derecede önemli ve gerekli görülüyor.
Ancak Manpower'a göre globalde her 4 kurumdan 3'ü yetenek açığı yaşıyor.
Ülkemizde ise işlerin %70 kadarı ihtiyaç duyulan becerilerle doldurulamıyor.
Hal böyle iken zaten zor bulunan zihinsel beceriler "bulunmaz Hint kumaşı" muamelesi görüyor.

Peki madem bu kadar değerli ve önemli, iş dünyasında zihinsel beceriler neden taşeronlaşıyor?
Cevabı çabucak tahmin edebiliyorsunuz: Maliyetleri düşürmesi ve daha ekonomik olması nedeniyle.
Ayrıca bu alanlarda uzman kişileri bulmak, yetiştirmek ve hatta ellerinde tutmak çok fazla çaba ve güç istiyor.
Bu şekilde şirketler ana faaliyetlerine odaklanarak ve kaynaklarını bu alanlarda kullanarak daha verimli çalışabileceklerini düşünüyor.

Zihinsel becerilerin taşeronlaşması, günümüz iş dünyasında kaçınılmaz bir gerçek haline geldi.
Bu durumun yaygınlaşmasıyla tek bir alanda kusursuz danışmanlık hizmeti verebilen "taşeron" işyerlerinin sayısı sürekli artış gösteriyor.
Bu işyerleri belki tek başlarına çok da bir anlam ifade etmiyor.
Ancak sahip oldukları zihinsel becerilerle donatılmış uzmanları sayesinde işgücü piyasasında vazgeçilmez bir konuma doğru ilerliyor.

Bu yeni kavram geleceğin iş dünyasında da önemli yapısal değişikliklere yol açacak.
Her şeyden biraz bilenler, her işten azar azar anlayanlar yerine, tek bir alanda derin bilgi ve beceri sahibi olan kişilere ihtiyaç duyulacak.
Günümüzde oldukça önemli hale gelen yumuşak becerilerin en arananlarından olan zihinsel becerilere sahip olanlar iş dünyasında çok daha fazla ön plana çıkacak.
Özellikle üretken yapay zeka uygulamalarının-araçlarının artması ile insanların makinelerden ayrışmasının gerçekleştiği alan olacak.

Yorumlar

Popüler Yayınlar

Hayat Denemeye Değer mi?

Yapay Zeka Bilinç mi Kazanacak, Vicdan mı?

Mutluluk Yasası

Mesleği Değil, Kendimizi Seçmek

"Keşke"siz Bir Hayat Mümkün mü?