Kayıtlar

Haziran, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Mesleği Değil, Kendimizi Seçmek

Resim
Hayat yolculuğumda 40. yılımı tamamlamak üzereyim. 10 yaşında küçük bir çocukken hep doktor olmak isterdim. 20 ye geldiğimde iyi bir mühendis olmak için çabalıyordum. 30 uma geldiğimde "keşke Hukuk tercih etseydim" diye az düşünmedim. Şu an ise, her ne kadar yaptığım işten keyif alsam da 50 yaşımda başka bir yerde olmak istediğime eminim. Yalnız olmadığımı çok iyi bildiğim bu konu hakkında önemli ve meşhur bir bilimsel çalışma mevcut. Meslek ve kariyer danışmanlığının temel taşlarından biri olan Donald Super’in Kariyer Gelişim Teorisi. 20. yüzyılın en etkili kariyer psikologlarından biri olan Super, 1940 lı yıllardan itibaren farklı yaş gruplarından bireylerle çalışmalar yaptı. Bireylerin kariyer gelişimi ve meslek seçimi üzerine araştırmalarla veriler toplayarak analizler gerçekleştirdi. Yıllarca süren araştırmalarında insanların meslek seçimlerini, iş doyumlarını, sahip oldukları değerlerini, ilgi alanlarını, rolleri ve kimliklerini değerlendirdi. Görüştüğü kişilere “Sen ki...

Hayat Denemeye Değer mi?

Resim
"Başarı; başkalarından daha iyi olmakla değil, kendi başınıza en iyi olmakla ilgilidir." C. Dweck Meslek danışmanlığı görüşmelerinde bazen çok parlak öğrencilerle karşılaşıyoruz. Konuşmaları, üslupları, hal ve hareketleri açık açık "Benden çok iyi olacak!" diye bağırıyor. Ancak bazı alanlara yönlendirme yapmaya çalıştığımızda "O iş olmaz, yapamam." diyerek kapıyı kapatıyorlar. Bazen de tam tersi durumdaki öğrenciler çıkıyor karşımıza. Sıradan olan veya akademik olarak fazla önde olmadığı halde anlamlı bir özgüvene sahip olan kişiler görüyoruz. Hiç duymadığı, bilmediği veya güçlü olmadığı bir alan hakkında "Neden olmasın? Yapabilirim, denemek istiyorum." diyebiliyorlar. Birbirine zıt bu iki yaklaşım aslında nereden kaynaklanıyor? Doğuştan mı böyleyiz, yoksa zamanla yeteneklerimiz ve becerilerimiz gelişebilir mi? İşte bu sorulara cevapların olduğu ve bu yargıların dayandığı bilimsel bir kuram var: Zihniyet Teorisi . Stanford Üniversitesinde Psi...

"Keşke"siz Bir Hayat Mümkün mü?

Resim
Geçtiğimiz günlerde okuduğum bir haber beni çok derinden etkiledi. Ölümün döşeğindeki hastaların son sözleri, son itirafları hakkındaydı. Haberi sadece kişisel olarak değil, mesleki olarak da ele almak ve zihnimde kurcalamak istedim. Çünkü hayatlarının sonuna yaklaşan insanların söyledikleri, hayatta kalmaya çalışan bizler için çok güçlü mesajlar içeriyor. "Keşke daha cesur olsaydım..." "Keşke sevdiğim işi yapsaydım..." “Keşke sadece mutlu olmak için yaşasaydım...” "Keşke kendim olsaydım..." Bu itiraflar bende olduğu gibi size de tanıdık geliyorsa, sizler de yalnız değilsiniz demek. Çünkü çok fazla insan, yaşamının sonunda aslında başkaları için yaşadığını, kendi değerlerini ve hayallerini geri plana ittiğini fark ederek bu cümleleri söylüyor. Ölümün eşiğindeki hastalardan gelen itiraflar ve dile getirdikleri pişmanlıklar birbirine çok benziyor. Yaşamak isteyip de yaşayamadıkları hayatı çok net bir şekilde ifade ediyorlar. Bu pişmanlıkların çoğu ise seçtik...

Mutluluk Yasası

Resim
"Sakin ve gösterişsiz bir yaşam, sürekli huzur arayışından daha fazla mutluluk getirir." A.Einstein 1922 yılında Albert Einstein, tüm temel kuvvetleri tek bir alan cinsinden yazılabilmesine imkan sağlayan "Birleşik Alan Teorisi" hakkında yazdığı makalesini tamamladı. Çalışmalarını anlatmak üzere dünyanın farklı ülkelerine konferans turuna çıktı. Japonya duraklardan biriydi. Tokyo’daki Imperial Hotel’de konaklayan Einstein, o dönem fizik dünyasının yıldızıydı. 1921 Nobel Fizik Ödülü’ne layık görülmüş, dünyanın en büyük zihinlerinden biri olarak alkışlanıyordu. Otel odasında dinlendiği bir gün kapısı çaldı, bir kurye kendisine evrak getirdi. Einstein, kuryeye bahşiş vermek istedi, ancak Japonlarda bahşiş vermek alınan hizmetten memnun olunmadığı anlamına geldiğinden hakaret olarak algılanıyordu. Bunun yerine, kalemini eline alarak üzerinde bu notun yazdığı küçük bir kağıdı kuryeye verdi. Bu sözün yazdığı not, yıllar sonra bir açık artırmada kuryenin yeğeni tarafından...

Zeka Neden Başarı Getirmiyor?

Resim
"Eğitimin temel amacı, çocukları kendi yeteneklerinin bilincine vardırmaktır."  E. Fromm Psikoloji tarihinin en uzun soluklu araştırmalarından biri Lewis Terman tarafından gerçekleştirildi. 1921 yılında California’daki okullarda IQ’su 140 ve üzeri olan 1.528 çocuk seçildi. Bu çocuklar sadece zeki değil, aynı zamanda iyi eğitimli ve sosyoekonomik olarak avantajlı ailelerin çocuklarıydı. Yıllarca sürecek bu araştırmada Terman'ın amacı, zekanın başarıya etkisini anlamaktı. Seçilen çocukların hayatları boyunca eğitimleri, iş hayatları, sağlık durumları ve hatta evlilikleri takip edildi. Terman, IQ testlerini Amerika’ya uyarlayan kişi. Bugün kullanılan Stanford–Binet Zeka Testi onun eseri. Zekaya takıntılı biriydi ve üstün yeteneklilere karşı derin bir sempati duyuyordu. Zekanın her şeyi belirlediğine inanıyordu. Ona göre bu çok zeki ve parlak çocuklar ileride bilim insanı, sanatçı, lider olarak Amerika'nın gücü ve geleceğin Einstein’ları, Edison’ları olacaklardı. Ancak so...