Büyük Resmi Görme Sanatı

Büyük resme bakmak

Köyün birinde, bilge bir köylünün eşeği evden kaçmış.
Komşuları hemen acıyarak yanına gelmişler.
"Yahu Ahmet Efendi, çok büyük talihsizlik! Bir tane binek hayvanın vardı, o da gitti mahvoldun sen." demişler.
Ahmet Efendi sakin bir şekilde çayından bir yudum almış ve cevap vermiş.
"Talih mi, talihsizlik mi? Henüz bilmiyoruz, sadece eşeğin kaçtığını biliyoruz."

Birkaç gün sonra eşek, yanında bir sürü yaban atıyla birlikte geri dönmüş.
Komşular bu sefer sevinçle koşmuşlar yanına.
"Ahmet Efendi, meğer şanslı adammışsın! Bir eşek gitti, bir sürü at geldi, zengin oldun valla!" demişler.
Ahmet Efendi yine hiç istifini bozmamış.
"Şans mı, yoksa şanssızlık mı? Sadece atların geldiğini biliyoruz." demiş.

Ertesi hafta, Ahmet Efendi'nin tek oğlu bu yaban atlarından birini eğitmeye çalışırken düşmüş ve bacağını iki yerden kırmış.
Komşular başına üşüşüp yine dövünmeye başlamış.
"Vah vah, ne büyük felaket! Evin tek iş yapacak genci sakat kaldı."
Ahmet Efendi'nin cevabı yine değişmemiş.
"Felaket mi, değil mi? Sadece bacağının kırıldığını biliyoruz."

Birkaç hafta sonra ülkede büyük bir savaş çıkmış ve köydeki tüm eli silah tutan gençleri askere almışlar.
Ama Ahmet Efendi'nin oğlu, kırık bacağı yüzünden köyde kalmış.
Komşular bu defa gözyaşları içinde yanına gelmişler.
"Evladın yanında kaldı, meğer o kırık bacak ne kadar büyük bir lütufmuş..." demişler.
Ahmet Efendi ise sadece gülümsemiş.

İşte büyük resim tam olarak budur.
Hayat bize olayları parça parça verir.
Biz o anki parçaya bakıp ya bayram ederiz ya da feryat ederiz.
Halbuki her olay, henüz tamamlanmamış bir yapbozun sadece tek bir parçası.


Hayat bazen o kadar hızlı akıyor ki, burnumuzun ucundakini görmeye çalışmaktan ufku seyretmeyi unutuyoruz.
Detaylar labirentinde kayboluyor ve "Biz buraya neden gelmiştik?" diye kendimize soruyoruz.
İşte tam da bu anlarda ihtiyacımız olan şey, meşhur "büyük resme" bakabilme becerisidir.
Peki ama nasıl bakacağız, nasıl göreceğiz?


Telefonunuzu burnunuza sadece 2 santimetre mesafede tutup öyle ekrana bakın.
Ne göreceksiniz?
Muhtemelen sadece renkli pikseller, gözünüzü yoran bir ışık ve hiçbir anlam ifade etmeyen şekiller.
Ekrandaki güzel bir fotoğrafı görebilmek için ne yapmanız gerekecek?
Sadece kolunuzu uzatıp, telefonu kendinizden uzaklaştırmak.

Günlük hayatta da tam olarak bunu yapıyoruz.
İş yerinde bir olay canımızı sıktığında, trafikte biri önümüze kırıp günümüzü mahvettiğinde ya da planladığımız küçük bir iş ters gittiğinde.
Böyle anlarda kamerayı o kadar yakına zoom'luyoruz ki kadraja sadece o negatif pikseller giriyor.
Aradan geçen üç yıl sonra dönüp baktığımızda ise, o gün canımızı sıkan olayın kariyerimizde hiçbir şeyi değiştirmediğini fark ediyoruz.
Hatta belki de bizi daha iyi bir hamle yapmaya zorladığı için teşekkür ediyoruz.
Bugün LGS Matematikten 5 yanlış yaptığı için ağır duygusal şiddet gören genç, belki 10 yıl sonra bu yanlışlar yüzünden gireceği başka yollarda çok daha başarılı, zengin veya ünlü olacak.
O günü gördüğünde bugün canını sıkan durum için iyi ki diyecek.


Büyük resmi görmeyi bir orkestraya da benzetebiliriz.
Yaşımın ilerlemesinden dolayı son yıllarda klasik müzik hastası oldum çıktım.
Eğer sadece trombonun sesine odaklanırsanız kulağınıza sadece gürültülü bir "bup bup!" sesi gelir ve "Bu ne biçim müzik?" diye düşünürsünüz.
Ancak orkestra şefinin arkasında bir yere geçip kemanları, piyanoyu, flütleri ve trombonu bir bütün olarak dinlediğinizde, ortaya çıkan şey mükemmel bir senfoni olacak.
Hayatımızdaki zorluklar, o senfoninin içindeki hüzünlü notalar, tek başlarına kulak tırmalayabilirler ama bütünü güzelleştiriyorlar ve onlar olmadan olmuyor.

Yine yakından bir mozaik duvara baktığınızda kırık, dökük, keskin ve biçimsiz taş parçaları görürsünüz.
"Bu taşın burada ne işi var, çok çirkin!" dersiniz.
Ama üç adım geri çekilip biraz uzaklaştığınızda o çirkin taşın aslında bir sanat eserinin gözbebeğini oluşturduğunu hemen anlarsınız.


Peki, günlük hayatın karmaşasında bu bakış açısını nasıl koruyacağız?
Ne zaman geri çekilip uzaktan bakacağız, buna neye göre ve nasıl karar vereceğiz?
Bunun için de kendimize şu soruları sorma ve cevaplarını arama alışkanlığı kazandırmalıyız.

Bu başıma gelen olay 5 yıl sonra önemli olacak mı?
Şu an göremediğim diğer ihtimaller neler olabilir?
Bu durum hangi büyük fırsatın habercisi olabilir?

Hayat ne kadar karmaşık ve zor olursa olsun, sadece parçalarını bizim birleştirdiğimiz basit bir tablo aslında.
Bugün yaşadığımız başarısızlıklar, kırgınlıklar, stresler ya da gecikmeler, tablonun sadece gölgeli kısımları.
Ama gölge olmadan derinlik de olmuyor.
Ve derinlik olmadan da bir sanat eseri ortaya çıkmıyor.

Bir daha ki sefere işler sarpa sardığında, derin bir nefes alıp geriye doğru çekilin.
Çünkü o sadece küçük bir piksel, resmin tamamı her şeye rağmen hala çok güzel.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yaş Geçtikten Sonra Meslek Nasıl Edinilir?

Hayat Denemeye Değer mi?

Eğitimde Fırsat Eşitliği Çözüm mü?