Bir İnsan Neden Yanlış Meslek Seçer?
Hayatımızın en kritik kararlarından birini seçtiğimiz ana gidelim.
Genellikle 17 ya da 18 yaşlarındasınız, liseyi bitirmişsiniz, bir sınava girmişsiniz ve elinizde bir puan var.
Hayatınızın geri kalanını nasıl geçireceğinize dair bu önemli kararı, sokaktan geçen ve sizi hiç tanımayan rastgele bir yabancıya emanet eder miydiniz?
Muhtemelen "Hayır." diyeceksiniz.
Ama nörobilime göre gerçek şu ki, 18 yaşındaki haliniz bugünkü haliniz için tam olarak sokaktan geçen o yabancı.
Peki, nasıl oluyor da bu yabancı bizim adımıza kararlar verebiliyor ve biz neden verilen bu kararların çoğunda yanılıyoruz?
İnsan beyni mükemmel bir donanımdır ancak teslimatı parça parça ve biraz da geç yapılır.
Beynimiz aşağıdan yukarı doğru gelişir.
Önce ilkel dürtüler ve duygular olgunlaşır, en son mantık katı tamamlanır.
Beynimizin CEO'su sayılan mantıklı düşünme, risk analizi ve uzun vadeli planlamadan sorumlu bölge olan "prefrontal korteks" 25 yaşa doğru ancak tamamlanır.
18 yaşındaki bir gencin beyni, dünyanın en güçlü motoruna (duygular ve hormonlar) sahip bir Ferrari gibidir.
Duygular ve anlık ödüller o yaşlarda direksiyondadır.
Ama arabanın frenleri (prefrontal korteks) henüz fabrikadan çıkmamıştır.
Gaza sonuna kadar basarsınız, manzara harikadır, hız tutkusu sizi sarhoş eder.
Virajı (gelecekteki zorlukları) görürsünüz ama frene bastığınızda pedalın boş olduğunu fark edersiniz.
Genç yaşlarda seçimlerimizin 20 yıl sonraki durumuna göre değil de o anki popülerliğine veya çevrenin takdirine göre karar veririz.
Düşünce yapımız henüz geleceği simüle edecek kapasitede değildir.
İşte yanlış meslek seçimi, aslında freni olmayan böyle bir arabayla girilen o keskin virajın sonucudur.
Psikolojide "End-of-History Illusion" (Tarihin Sonu Yanılsaması) denilen çarpıcı bir kavram var.
İnsanlar şu anki hallerinin son sürümleri olduğuna inanma eğiliminde olurlar ve buna bağlı olarak gelecekte daha fazla değişmeyeceklerine veya olgunlaşmayacaklarına inanırlar.
18 yaşındaki bir genç, "Ben sosyal biriyim, asla masa başı iş yapamam." dediğinde, bu karakter özelliğinin sonsuza kadar sabit kalacağını sanır.
Karakter camdan bir su bardağı gibidir.
18 yaşında bardağınızda sadece berrak bir saf su vardır.
Işık içinden dümdüz geçer ve dünyayı çok net ama bazen çok keskin ve sığ görürsünüz.
Saf suyun içinde henüz hiçbir yaşanmışlık olmadığı için derinliği kestirmek zor olur.
Bu yüzden o yaşlarda her şey ya çok parlak ya da çok karanlıktır, ara tonlar yoktur.
Okunan her kitap, öğrenilen her bilgi, yaşanan tüm hayal kırıklıkları hepsi bardağa atılan birer tutam bitki gibidir.
Bunlar bardağın içinde öylece durmazlar.
Suya karışır, onun tadını, kokusunu ve rengini değiştirirler.
İçerideki sıvı değiştikçe, dışarıya baktığınızda gördüğünüz manzara da değişir.
Yani dünya aslında aynı dünyadır.
Değişen tek şey, bardağınızın içindeki bakış açısı sıvısıdır.
18 yaşındaki berrak su, 40 yaşındayken bilgelikle demlenmiş bir çaya dönüşebilir.
Peki öyleyse neden yanlış karar veririz?
Çünkü beynimizin ödül mekanizması bizi manipüle eder ve aynı bir truva atı gibi çalışır.
Bir mesleği seçerken beynimiz o işin mutfağındaki terden ve yorgunluktan bahsetmez, bize sadece yemeğin sonundaki tatlıyı gösterir.
Aslında o işi yapmayı ve o işte çalışmayı değil, o işin getireceği ödülü hayal ederiz.
Statüye, paraya veya sadece başardım hissine kavuşmak daha ağır basar.
Eğer karakter bardağımız o dönemde "Başkası beni onaylasın." veya "Başkaları beni alkışlasın." ziftiyle doluysa beynimiz bize yalan söyler.
"Bu mesleği seçersen ömür boyu mutlu olacaksın." diye yanıltır.
Ama haz dediğimiz şey sadece yol yürürken yanımızda olur, hedefe vardığımızda bizi anında terk eder.
Karakterine uymayan bir ödülün peşinden koşan kişi, aslında kendi donanımına yanlış yazılım yüklemeye çalışan bir bilgisayar gibidir, sonunda sistem tükenir gider.
Şimdiki halinizle 18 yaşınıza geri dönüp baksanız ve tekrar seçim yapsanız her şey farklı olur muydu?
Determinist görüşe göre o günki atom diziliminiz, hormon seviyeniz ve bardağınıza o güne kadar dolan her şey yani karakteriniz o kararı vermenizi zorunlu kılıyor.
Başka türlüsü olamazdı.
Ama olasılık (kuantum) bakışına göre durum daha farklıdır.
Kararınızı verdiğiniz tam o an zihninde nöronların ilerleyebileceği yüzlerce yol vardı.
Siz en geniş olan yolu seçtiniz belki ama gidebileceğiniz incecik bir yol da orada duruyordu.
İşte meslek danışmanlığı sürecinde yaptığımız iş tam burada başlıyor.
Nöroplastisite denilen kavram beynin statik olmadığını ve kendini yeniden yapılandırabileceğini söylüyor.
Bu güç sayesinde insan beyni her an değişebiliyor ve yeni şeyler öğrenebiliyor.
Beyninizi aynı bir oyun hamuru gibi düşünebilir ve onu istediğin zaman yeniden şekillendirebilirsiniz.
Bu gücü kullanarak beyninizdeki karar verme yollarını yeniden pırıl pırıl hale getirebilirsiniz.
Yanlış meslek seçimi bir son değil aslında.
O yanlış karar sayesinde bardağınızdaki suyun neyle karardığını, hangi karışımların size iyi gelmediğini öğrendiniz.
Karakteriniz sürekli güncellenen ve her an yeni özellikler ekleyebileceğiniz bir yazılım.
18 yaşındaki o yabancının hatasını affedin ve bugün bardağınıza ne dolduracağınıza kendiniz karar verin.
Hayatımızı sadece kim olduğumuzdan çok hangi ihtimaller arasından seçim yapmaya cesaret ettiğimiz belirliyor.

Yorumlar
Yorum Gönder