LGS Bir Duvar mı Yoksa Bir Köprü mü?

Sınav kaygısı, başa bela mıdır?

Bir Sınav Kağıdından Daha Fazlasın!

Sevgili genç kardeşim!
Şu günlerde masanın üzerindeki deneme sınavları, elindeki test kitapları ve kulaklarında çınlayan o meşhur "Az kaldı!" uyarıları arasında biraz boğuluyor gibi hissetmeniz çok doğal.
8. sınıfın o devasa ağırlığı omuzlarına binmiş olabilir.
Ama gel, bugün seninle derslerden ve netlerden değil de biraz hayatın ta kendisinden konuşalım.


Çoğu zaman LGS’yi hayatının sonunda aşman gereken dev bir duvar gibi görüyorsun.
Sanki o duvarı aşamazsan her şey bitecekmiş gibi.
Oysa meslek hayatına yıllarını vermiş, binlerce öğrenciyle yol yürümüş bir büyüğün olarak sana şunu söyleyebilirim:
Sınav bir duvar değil, sadece bir köprüdür.
Önemli olan da köprüden ne kadar hızlı ve çabuk geçmen değil, köprünün öteki tarafında hangi şehre (mesleğe) gitmek istediğindir.
Mühendis mi olmak istiyorsun? Doktor mu? Bir avukat mı?
Belki de henüz keşfedilmemiş bir mesleğin öncüsü olacaksın.
Köprü değişebilir ama senin hedefin baki kalır.

Ama kaygı yaşamaman için onunla arkadaş kalman lazım.
Peki kaygı ile nasıl arkadaş olur ve bunu devam ettirirsin?


Kaygı aslında vücudunun sana verdiği bir sinyaldir.
Bu mesaj sana "Bu işi önemsiyorum!" der.
Yani tamamen kötü değildir.
Ancak o kaygının seni yönetmesine izin vermek yerine sen onu dizginlemelisin.

Bugün çözemediğin o matematik sorusu, 10 yıl sonraki kariyerinde sadece küçük bir anı olacak.
Arada bir kulaklığını takıp en sevdiğin müziği dinlemek bazen test çözmek kadar verimlidir.
Aklından hiç çıkarmaman gereken en önemli şey ise senin hızın, senin yolundur.
Başkasının kaç net yaptığı onun hikayesidir.
Sen kendi hikayeni yazıyorsun.


Tercih listenize yazdığınız o liseler sadece birer araç.
Asıl amaç o lisenin sonunda seni bekleyen hayat.

Hangi işi yaparken mutlu olacağını düşünmek, sınav stresini azaltan en iyi ilaçtır.
Çünkü bir hedefin olduğunda, zorluklar sadece aşılması gereken ufak basamaklara dönüşür.

Hayatımızdaki en önemli karar, sabahları hangi işe gitmek için uyandığımızdır.
Sınavlar geçer, ama senin yeteneklerin ve tutkuların hep seninle kalır.

Başarının Gizli Formülü Neymiş?

Seminerlerimde sıkça bahsettiğim ve üzerinde uzun uzun durduğum bir konuyu burada tekrar paylaşmak istiyorum.
Psikoloji dünyasının meşhur Terman Araştırması, çok yüksek IQ’lu veya sadece sınav başarısı çok yüksek olan çocukların her zaman hayatta en mutlu ya da en başarılı kişiler olmadığını göstermiş.

Peki, farkı yaratan neydi, kimler başarılı oluyordu?
Azim, karakter ve sosyal beceriler.

Yani bugün sınavdan alacağın puan senin zekanı ya da değerini tam olarak ölçmez.
O puan sadece senin test çözme pratiğini gösterir.
Senin içindeki gerçek potansiyel; problem çözme yeteneğinde, arkadaşlarına olan saygında ve hayallerine olan sadakatinde gizli.

Japonların meşhur İkigai felsefesini hatırla.
Hayatının amacını bulmak için kendine şu dört soruyu sorman gerekiyor:
Neyi seviyorsun?
Neyde iyisin?
Dünyanın neye ihtiyacı var?
Ve neyden para kazanabilirsin?

LGS, işte bu soruların cevabını bulman için önüne çıkan bir fırsat.

Sınav da alacağın puan da kazanıp gideceğin okul da önemli.
Ama en önemlisi değil!

Evet iyi ve kaliteli bir eğitim alman belki işini kolaylaştıracak.
Bazı yollarda ilerleyebilmeni sağlayacak kapıları açacak.
Ama her kapıyı açacak bir maymuncuk da değil!

Unutma, her zaman telafi edebileceğin zamanın, imkanın, şansların ve fırsatların olacak.

Bu yaşların ve zamanın bir daha geri gelmeyecek.
Şimdi aldığın zevkler ve duyduğun heyecanları ileride alamayacaksın.
Kendine iyi bak ve iyi yaşamaya dikkat et.

Yorumlar

Popüler Yayınlar

Hayat Denemeye Değer mi?

Yapay Zeka Bilinç mi Kazanacak, Vicdan mı?

Mutluluk Yasası

Mesleği Değil, Kendimizi Seçmek

"Keşke"siz Bir Hayat Mümkün mü?