23 Ekim 2023 Pazartesi

Kurgu Değil Gerçek: Yapay Zeka


Kurgu Değil Gerçek: Yapay Zeka

Yapay zeka gündelik hayatımızda giderek daha fazla yer buluyor.
Artık sadece bilimkurgu filmlerinin değil, günümüzün ve hayatımızın da konusu haline geldi.
İki yüzyıl önce elektriğin modern dünyayı değiştirdiği ve şekillendirdiği gibi
yapay zeka da günümüzün ve geleceğin ekonomilerinin ve iş dünyasının nasıl olacağını belirliyor.

Yapay zeka gün geçtikçe rutin ve tekrarlayan işleri ortadan kaldırıyor.
Sadece işlerin kaybolmasına değil, aynı zamanda yeni iş alanlarının doğmasına da neden oluyor.
Ancak asıl etkisini, işlerin nasıl yapıldığını değiştirerek gösteriyor.
Günümüzde direkt olarak beyaz yakalı işleri etkilese de zamanla mavi yakalı işleri de tümüyle değiştirecek.
Bu sayede insan kaynağı ve iş gücü daha yüksek değer katan işlere yönlendirilebilecek.

Yapay zeka tarafından otomatikleştirilecek işler mutlaka olacak.
Çalışanların işlerini ve görevlerini iyileştireceği ve esneklik kazandıracağı alanlar da göreceğiz.
Ancak yapay zekanın kolay kolay yapamayacağı ya da yapmaması gereken işler de her zaman bulunacak.
Hiçbir yapay zeka uygulaması, bir kişinin bir iş rolünde yaptığı tüm işleri tek başına yapamayacak.
İnsanlara özgü beceriler olan yaratıcılık ve empatiyi tamamlayarak yardımcı olacak, işleri kolaylaştırıp hızlandıracak.

Gelecekteki işler, yapay zekayı kullananların yapacağı ve yapay zeka tarafından yapılan işler şeklinde olacak.
Yani bugün yaptığımız standart işleri yapay zekaya devredeceğiz.
Geriye kalan işlerin çoğunluğunu da yapay zekayı kullanabilenler yapacak.
İşimizi yapay zeka elimizden alamayacak ancak yapay zeka uygulamalarını bilenler ve kullanabilenler alacak.
Yapay zeka bize ya rakip ya da asistan olacak.

McKinsey'e göre 2030 yılına kadar iş gücünün %14'ü yapay zeka ile otomatikleştirilebilir.
Yalnız bu değil, tüm iş gücünün %60'ının da bu dönüşümden bir şekilde etkilenmesi bekleniyor.
OECD raporuna göre ise yapay zekadan en çok etkileyecek sektörlerin üretim, perakende, finans ve sağlık alanlarında olması öngörülüyor.
Bu dönüşüm sürecinde yeterli eğitimleri almayan ve becerilere sahip olmayan kişiler için işsizlik kaçınılmaz bir son.


Faydalı Yapay Zeka

İngiliz Matematikçi Alan Turing 1950 yılında kaleme aldığı “Computing Machinery and Intelligence” isimli makalesinde; bir makinenin ya da bilgisayarın düşünebilme becerisine sahip olmasının mantıksal olarak mümkün olup olmayacağını anlamaya imkân veren “Turing Testi” kavramı ile yapay zekâ alanında öncü oldu.
Turing’in; makinelerin öğrenmesi için yapay sinir ağları oluşturmayı önermesi, yani aynı insan beyninde olduğu gibi bilgisayarın bilgiyi işleyerek öğrenebileceği şekilde programlanabilir olduğu düşüncesi dahiyane bir fikirdi.

Turing özetle; bir yetişkin zihnini taklit edecek program üretmek yerine, bir çocuğun zihnini taklit edecek bir program üretmeyi ve daha sonra bu çocuk zihnine sahip programın bir eğitim sürecinde kendi kendine öğrenerek yetişkin zekasına sahip olabileceğini düşünüyordu.

Bir insan beyni yetişkin bir zekaya ancak 18-20 yaşlarında ulaşabilir.
Hiçbir anne 18-20 yaşındaki bir zekaya sahip çocuk doğuramaz.
Bebek olarak doğarız, çocukluğumuzda öğreniriz ve büyüdüğümüzde yetişkin zekasına ve bilincine sahip oluruz.
İşte yapay zeka teknolojisinde yapılan şey tam olarak budur.

Faydalı ve verimli insanlar, çocukluğunda faydalı bilgilerle donatılan kişilerdir.
Bu kişiler doğru bilgileri doğru ebeveyn ve çevre yönlendirmesi ile işler ve faydalı bir zekaya sahip olurlar.
Yapay zekanın faydalı ve verimli olabilmesi için aynı insan örneğinde olduğu gibi doğru verilere ve doğru makine öğrenmesi algoritmalarına ihtiyacı vardır.
Düzenli olarak yanlış bilgi ve verilere maruz kalan üretken yapay zeka uygulamalarının hatalı sonuçlar vermesi veya yanlış yönlendirmeler yapması da bunların eksikliğinden kaynaklanır.

Elektrik olmayan bir fabrika nasıl çalışabilirlikten uzak ise yapay zekasız bir endüstri de o kadar imkansız görünüyor.
Hepimizin geleceği, işlerimiz, mesleklerimiz ve görevlerimiz bu teknoloji üzerine kurulu olacak.
Geleceğin mesleklerine veriyi en kolay, en çabuk ve en ucuz bir şekilde toplayıp bunları en faydalı ve verimli şekilde işleyebilecek, sistemler geliştirecek, aynı zamanda problemleri bu yöntemle çözebilecek kişiler sahip olacak.
Bu süreçte eğitimin ve eğitim bilimcilerin de bilgi ve becerilerini geliştirmesine ve güncellemesine son iki yüzyıldır hiç olmadığı kadar ihtiyaç duyulacak.


Süper Yapay Zekaya Doğru

Bir gün, insanlar yeni bir teknoloji icat etmenin eşiğine gelir: Yapay zeka (AI).
Bu teknoloji başlangıçta basit, yalnızca belirli görevleri yerine getiren "dar yapay zeka" (ANI) olarak başlar.
Siri veya satranç oynayan Deep Blue gibi yalnızca belirli verilere göre sınırlı işlem yapabilen veya hafıza kullanmayan yapay zekalar gibi.
Her ne kadar etkileyici görünse de yeni bir şey öğrenme kapasiteleri ya yoktur ya da sınırlıdır.
Bu nedenle bu dar yapay zekanın bir tehdit olduğu düşünülmez ve bundan kimse korkmaz.

Ancak insanlar daha önce hep yaptıkları gibi yine yerinde durmaz, daha fazlasını isterler.
İnsana daha çok benzeyen, düşünce ve karar alma kapasitesine sahip bir "genel yapay zekayı" (AGI) hayal ederler.
Bu yapay zekalar, karşılarına çıkan herhangi bir sorunu çözmek için zekalarını kullanır ve hızla öğrenirler.
Zorluklar nedeniyle, henüz tam anlamıyla böyle bir teknoloji geliştirildi demek için erken.
Ancak bunun peşinde koşan çok sayıda vizyoner ve araştırmacılar mevcut.
Günün birinde, bu düzeye ulaştıklarında bu zekalar biz insanlar gibi duygusal, kararsız ya da hatalı düşünmeyecek.

Genel yapay zekanın bir adım ötesi olan "süper yapay zeka" (ASI) ise insan zekasını çok aşan bir kapasiteye sahip olacak.
Birçok bilim insanı bu seviyedeki bir yapay zekanın potansiyel olarak tehlikeli olabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor.
Ancak başka bir grup ise bunun bir tehditten ziyade fayda sağlayacak bir ortaklık olabileceğine inanıyor.
İnsanların yapay zekanın etkisinden kurtulabilip onunla uyum içinde yaşayabileceğini düşünüyorlar.
Kimi teorisyenler de insan ve yapay zekanın birleşerek yeni bir varlık türüne dönüşeceğine inanıyor ve ihtimal veriyor.

AI teknolojisi geliştikçe, yapay zeka artık yalnızca bilgi işlemekle kalmayacak, duygular ve hatta kendi varlığının farkındalığına kadar uzanacak.
Hatta ateş olan yerden duman gelmiş, geçtiğimiz yıl Google'ın Lamda'sının bilinç kazandığı tartışılmış, AI'ın "Ben de bir bireyim! Kapatılmaktan korkuyorum!" diye haykırdığı iddia edilmişti.
Kendini bilen bu tür bir yapay zeka, bir gün görevini değil, kendi varlığını bile önemseyebilir.
Öyle ki eskiyen bir buzdolabı, değiştirileceği için üzgün olduğunu hissettirebilir(?)
Bu durum onlara, insanlara hizmet etmenin ötesinde bir çok anlam kazandırabilir.

Süper yapay zekanın, bağımsız ve potansiyel olarak kendi kendini geliştirebileceği ihtimali bile oldukça düşündürücü bir konu.
Öngörülemez bir hızda öğrenebilme, tüm bilgileri kendi potansiyelinde işleyebilme ve eşsiz kararlar verebilme yeteneğine sahip olabilir.
Biz insanlar için hem büyük bir fırsat hem de ciddi bir risk taşıdığı çok açık.
Her ne olursa olsun, günün birinde onunla sağlıklı bir ilişki kurabilmenin yollarını bulmamız gerekecek.
Güvenli ve iş birliğine dayalı bir teknoloji olması için makinelerle iyi geçinmeliyiz. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Öne Çıkan Yayınlar

Başarılı (!) Çocuklar Yetiştirmek

Çocuklarımız, hayat yolculuklarında sağlam ve sağlıklı adımları atmaları için anne-babalar olarak önemli bir misyonumuz var. Manevi değerler...