Dijital Ebevenylik
“Sağlıklı insan sevebilen ve çalışabilen kişidir.”Freud
Çocuklarımızın çocukluğunu kendi çocukluğumuzla karşılaştırıyor ve kendi çocukluğumuza benzetmeye çalışıyoruz.
İşte burada en büyük hatayı yapıyoruz!
Çocukların bilgisayar-internet-tablete vb.. olan ilgisi son derece doğal ve normal.
Önemli olan bu ilgiyi en verimli hale getirmek.
Anne-babalar, dijital teknolojiyi yeteri kadar takip edemediklerinde kaygıyla bakmaya başlıyorlar.
Çünkü durumun önemini ve ciddiyetini anlayamıyor ve algılayamıyorlar.
Bu problemi gidermenin iki yolu mevcut:
Anne-baba ya bu konuda öğrenecek ve bilgilenecek ya da çocuklarına yasak uygulayacak.
Ancak yasak uygulandığı zaman işler planlandığı gibi gitmez.
Çocukla arasında sevgi-saygı-diyalog ilişkisi zarar görür.
Geriye tek bir seçenek kalıyor:
Anne-baba teknolojiyi yeteri kadar takip etmeli, gerektiği kadarını öğrenmeli ve bilmeli!
Çocuklarımızın teknolojiyi sadece zaman öldürme amaçlı kullanmalarının önüne geçmeliyiz.
Bilgisayar-tablet-telefonlara bakıcı rolünü verip çocuklarımızı onlara teslim etmemeliyiz.
Onların sosyalleşme ihtiyaçlarını görmeli; onlardan ilgiyi, sevgiyi ve bol bol kaliteli zaman ayırmayı esirgememeliyiz.
Yeni şeyler öğrenme, gelişme ve keşfetme ihtiyaçlarına cevap vermeliyiz.
Akranlarından geri kalma, dışlanma kaygılarını anlamalı ve ona göre özgürlük alanı tanımalıyız.
Hiçbir konuda geri kalmamaları için oyunu kuralına göre oynamalarına fırsat vermeliyiz.
Çocuklarımız makine ya da robot değiller!
Bizim komutlarımızla veya izinlerimizle yaşamak zorunda hiç değiller!
Onlar da bizim gibi birer İNSAN!
Bir insan gibi kendi düşünmeli, kendi karar vermeli, kendi seçmeli, kendi yapmalı ve kendi yaşamalılar!
Kendi hayatlarını kendileri kontrol etmeli, anne-babadan komut ya da izin değil, ilham almalılar!
“Benim çocuğum en iyisidir” ebeveynliği berbat bir insan modelinden başka birşey ortaya çıkarmıyor.
Çocuklarımız "en iyisi" olmak zorunda değil!
Kimseden üstün olma gibi bir mecburiyetleri de yok!
Hiç kimse ve hiçbir şey onların rakibi değil!
Anne-babalar olarak tek gayemiz: bedenen ve ruhen sağlıklı insan yetiştirmek olmalı.
Doğru Meslek Seçiminde Beyin Gelişiminin Etkisi
Olmuş ve olacaklar hakkında neden-sonuç ilişkisi kuramaz ve fayda-zarar maliyet analizini gerçekleştiremez.
Bu nedenle resmi olarak her insan 18 yaşına kadar çocuk sayılır.
Hatta işlediği suçlardan dolayı cezai ehliyeti olmadığı kabul edilir.
Çünkü doğru olan nedir, çoğu zaman bilemez.
Çocuklarımızın beyin gelişimlerini bazı müdahaleler ile hızlandırabiliriz.
Bu sayede doğru karar verebilme becerilerine direkt olarak katkıda bulunabiliriz.
Doğru yaklaşımlarla erken yaşlarda beyin gelişimlerini tamamlayarak mantıklı düşünebilen ve doğru kararlar verebilen çocuklar yetiştirebiliriz.
İşte bunlar; "Büyümüş de küçülmüş!" diye tanımladığımız çocukların ta kendileridir.
Birinci sıraya her zamanki gibi "okumak" eylemini koymalıyız.
Japonya'da 1 kişi yılda ortalama 24 kitap okurken, Fransa'da 1 kişi yılda ortalama 14 kitap bitiriyor.
Bizde ise ne yazık ki yılda 6 kişiye 1 kitap düşüyor!
Okumadıkları için konuşamıyor ve yazamıyorlar.
Yazılı ve sözlü iletişim becerilerinden mahrum kalıyorlar.
En önemlisi ise; okumayınca düşünemiyor ve sorgulamıyorlar!
Farklı düşünce grupları ile diyalog; insan beynini yeniliğe, gelişime, değişime ve farklılığa açık hale getirir.
Bunun bilinen adı sosyalleşmedir.
Sosyal çocuklar, sosyal olmayan akranlarına göre olaylara çok daha farklı bakıp-görebilir ve fikir üretebilirler.
Sadece eğitim hayatında başarılı olmak için değil, mutlu ve huzurlu bir gündelik hayat yaşamaları için de sosyal zeka önemli bir faktördür.
Sosyal çocukların doğru kararlar verebildiklerine defalarca şahit olabilirsiniz.
Satranç!
Olayların öncesini ve sonrasını, sebebini ve sonucunu, faydasını ve zararını kavrayabilecekleri mükemmel bir beyin sporu.
Doğru kararlar verebilme ve hızlı düşünebilme becerilerini kazandırmasıyla beyin gelişimine müthiş bir katkı sağlar.
Sabırlı olma ve sakin kalabilme becerilerini geliştirir.
Çocuklarımızın Geleceğine En Büyük Yatırım
Onların mutluluğu için bize zor gelse de maddi-manevi hiçbir masraftan kaçmayız.
Yine de çocuklarından büyük beklentisi olan çoğu ebeveyn çoğu zaman bu konuda hayal kırıklığına uğrar.
Halbuki yapılması gereken herşey yapılmıştır.. Neden istendiği gibi olmaz, nerededir hata?
Çoğumuz anne-babalarımızı eleştirir, onlardan farklı "biri" ve "anne-baba" olmak isteriz.
Ancak ne kadar çaba göstersek de dönüp aynaya baktığımızda yine kendimizde onları görürüz.
Çünkü insan "gördüğü" ve "öğrendiği" kişidir.
En çok anne-babamızı görür onlardan öğreniriz.
"Ben annem-babam gibi olmayacağım, herşey farklı olacak" desek de çoğu zaman onları taklit etmekten öteye geçemeyiz.
Çünkü insan beynine en ters ve yorucu gelen öğrenme metodu çalışmak ve çaba göstermektir.
Öğrenirken çaba gösterip kendimizi zorlamak yerine işin kolayına kaçar ve gördüğümüz şeyleri tam öğreniriz.
Bu nedenle sigara içen babanın çocuğu da genelde sigara içer, at yarışı oynayan babanın çocuğu da iddia kuponu oynar.
Akşam evde saatlerce dizisini seyreden annenin çocuğu da okumak için eline kitap almaz, öğrenmek için kendini yormaz.
Yavrularımızın güzel bir kariyer ve geleceğe sahip olmasını istiyorsak, önce kendimizden başlamalıyız.
Okuyan, araştıran, öğrenmek için çaba gösteren anne-babanın çocuğu da onlar gibi olmak isteyecek.
Öğrenmenin, merak duygusunu gidermenin zevkini yaşayan anne-babalar çocukları için harika birer rol model olacaklar.
İşten sonra akşam elimize alacağımız kitap, internette herhangi bir konuda yapacağımız araştırma, olayların sebeplerini ve sonuçlarını analiz edip bunlar hakkında düşünme, tartışma ve sohbet etme vs..
Çocuklarımızın geleceğine yapılacak en büyük yatırım, kendimize yapacağımız yatırımdır.



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder