Geleceğin İş Dünyası Yazı Dizisi

Geleceğin iş dünyası

Yeşil İşler

Dünya nüfusu sürekli artıyor ve doğal kaynaklar azalıyor.
Küresel ısınma ve sera gazlarının artan olumsuz etkileriyle birlikte dünyamız hem insanlar hem de diğer canlılar için her geçen gün daha da yaşanmaz hale geliyor.
Neyse ki bu durumu kendine dert eden bilinçli insanlar var.
Bu insanların çevrenin korunması ve sürdürülebilirlik ile ilgili düşünceleri kabul gördükçe yeni iş alanları ve meslekler ortaya çıkıyor.
Amaç, iklim değişikliği ile mücadele etmek.
Görevler, sera gazlarını azaltmak, hava ve su kirliliğini önlemek, doğal kaynakları israf etmeden verimli şekilde kullanmak ve gelecek nesiller için daha sağlıklı ve yaşanabilir bir dünya bırakmak.
"Yeşil işler" olarak adlandırılan bu alanlar ise; yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, atık yönetimi, sürdürülebilir tarım ve ormancılık ve çevre teknolojileri.

Yenilenebilir Enerji:

Uluslararası Enerji Ajansı'nın tahminlerine göre yenilenebilir enerji sektöründe 2030 yılına kadar 30 milyon yeni iş imkanı oluşması bekleniyor.
Güneş enerjisi, rüzgar enerjisi ve hidroelektrik enerji gibi alanlar, yeşil işler açısından en hızlı büyüyen sektörler olacak.

Enerji Verimliliği:

Enerji verimliliği yatırımları ile 2030 yılına kadar küresel ekonomiye 3 trilyon dolarlık bir tasarruf ve 21 milyon yeni iş oluşması bekleniyor.
Akıllı binalar, enerji tasarruflu cihazlar, enerji verimliliğini artıran prosesler ve yenilikçi enerji yönetim sistemleri bu alanda öne çıkıyor.

Atık Yönetimi:

Atık yönetimi ve geri dönüşüm sektöründe 2030 yılına kadar 11 milyon yeni iş imkanı oluşması bekleniyor.
Atıkların geri dönüştürülmesi ve yeniden kullanımı ve sıfır atık politikaları bu alandaki gelişmeleri hızlandırıyor.

Sürdürülebilir Tarım ve Ormancılık:

Nüfus artıyor, tarımsal üretim yetersiz kalıyor, insanları doyurmak zorlaşıyor.
Organik tarım, agroekoloji, biyoçeşitlilik dostu uygulamalar ve ağaçlandırma çalışmaları bu alanda öne çıkan yeşil iş fırsatları olacak.
Sürdürülebilir tarım ve ormancılık uygulamalarının 2030 yılına kadar 18 milyon yeni iş potansiyeli sunması bekleniyor.

Çevre Teknolojileri:

Artan çevresel sorunlara yenilikçi çözümler sunan girişimler hayati derecede önemli hale geldi.
Temiz enerji teknolojileri, hava ve su arıtma sistemleri, atık yönetim teknolojileri gibi alanlar bu sektördeki yeşil iş imkanları.
Bu alanda ise 2030'a kadar 6 milyon yeni iş imkanı oluşacağı tahmin ediliyor.

ILO tahminlerine göre 2030 yılına kadar yeşil işlerde 24 milyon yeni iş imkanı oluşması bekleniyor.
McKinsey'in araştırma raporuna göre yeşil ekonomiye geçiş sürecinde yeni alanlarda 90 milyon yeni iş oluşabilir.
Nature dergisinin bir araştırmasına göre hedeflere ulaşmak için 2050 yılına kadar 133 milyon yeşil işe ihtiyaç var.
Oxford Economics'in analizine göre 2030 yılına kadar sadece yeşil binalar ve altyapı yatırımları için 12 milyon yeni iş imkanı oluşacak.
Avrupa Birliği, yeşil ekonomiye geçiş için 2030'a kadar 500 milyar euro yatırım planlıyor.
Ülkemizde ise yeşil dönüşümün 2030'a kadar 300 bin yeni istihdam oluşturması bekleniyor.

Dünyada her gün 1 milyon plastik şişe (259 km uzunluğunda!) çöpe atılıyor.
Dünyadaki tüm ağaçlar, her yıl 20 milyar ton oksijen üretiyor.
Güneş panelleri, 1 saatte dünyanın tüm enerji ihtiyacını karşılayabilecek kadar güneş ışığı yakalayabiliyor.
Geri dönüştürülmüş bir kağıt yaprağı, yeni bir ağaçtan elde edilen kağıt yaprağına kıyasla %70 daha az enerji ve %50 daha az su kullanıyor.
Yeşil işlerde çalışan insanlar, hava kirliliğini %70 oranında azaltıyor ve bu sayede 36 milyon insanın hayatını kurtarabiliyor.

Dijital göçebe

Dijital Göçebe 

Teknolojinin çılgın gelişiminden bağımsız olarak, çalışma çağına gelmiş genç nesiller eskilere göre iş, meslek ve çalışma kavramlarını farklı görüyor ve farklı anlam yüklüyorlar.
"Önceliğim çalışmak değil!" ya da "Daha az çalışmak, daha çok yaşamak istiyorum!" diyenlerin sayısı sürekli artıyor.
Z kuşağı gençleri sabah 9'dan akşam 18'e kadar bir ofiste zaman geçirmeyi haklı olarak gereksiz ve baskıcı buluyor.
Çalışma dünyası yöneticileri bu durumu uzaktan çalışma, esnek çalışma, dolgun maaş gibi seçeneklerle aşmaya çalışsa da tam olarak istediklerini alamıyor.
Böylelikle işlerin yürümesi için yeni bir kavram doğuyor: Dijital Göçebe!

Dijital göçebeler, mesai saatlerine ya da mekana bağlı olmadan çalışabiliyorlar.
İşlerini istedikleri yerden istedikleri kadar yapabiliyorlar.
Görevlerini evde, kafede, kampta, kalabalık yerlerde veya ıssız yerlerde yerine getirebiliyorlar.
Üstelik işleri için ihtiyaç duydukları tek şey internet bağlantısı olan bir dizüstü bilgisayar, tablet veya akıllı telefon.
Bu özgürlük onlara hem işlerini istedikleri yerden istedikleri zaman yapmalarına hem de gezip-tozup sosyalleşmelerine imkanı veriyor.

Dünyanın herhangi bir yerini çalışma ofisine dönüştüren dijital göçebeler, internet ve iletişim teknolojilerini iyi derecede kullanabilmeliler.
Özellikle bilgi teknolojileri alanında birçok meslek bu çalışma biçimine uygun.
Yazılım geliştiriciler, web tasarımcılar, veri analistleri, siber güvenlikçiler, yazarlar, pazarlama uzmanları, sanal asistanlar ve daha birçok alanda faaliyet gösteren danışmanlar çalışmalarını bu şekilde gerçekleştirebiliyor.
Gelecekte daha fazla sayıda insan online platformlar aracılığıyla çalışmayı ve dünyanın farklı yerlerini keşfetmeyi tercih edecek.

Dijital göçebelerin ve bu şekilde çalışmak isteyenlerin sayısı da her geçen gün artıyor.
Çalışma biçimlerinde ve yaşam tarzlarında daha önce görülmemiş değişimler gerçekleşiyor.
Gelecekte, dijital göçebeler için özel olarak tasarlanmış çalışma alanları ve konaklama seçeneklerinin daha da yaygınlaşması bekleniyor.
Ayrıca bu yaşam tarzına uygun yeni yasal düzenlemelerin çıkarılması da bekleniyor.

Upwork 2023 yılında yayınladığı bir raporda ABD'de freelancer olarak çalışanların %36'sının kendini dijital göçebe olarak tanımlamadığını bildirdi.
MBO Partners'ın yaptığı bir araştırmaya göre, dijital göçebelerin sayısı dünya genelinde 35 milyonu geçti.
Intuit yayınladığı bir raporda uzaktan çalışanların %72'sinin daha mutlu ve daha üretken olduğunu açıkladı.
Yine McKinsey'in öngörüsüne göre 2030 yılına kadar tüm dünyada 800 milyona yakın insan uzaktan çalışabilecek.

Dijital göçebeler internet üzerinden yapılabilen birçok farklı işte çalışabilir.
Serbest ve uzaktan çalışanların dışında internet üzerinden kendi işlerini gerçekleştiren influencer ve girişimciler de kendini dijital göçebe olarak görüyor.
Çevirimiçi eğitimler-kurslar veren eğitmenler ve koçluk-danışmanlık hizmeti sunan kişiler de bu şekilde çalışmayı tercih ediyor.
Firmaların uzaktan çalışan, veri girişi yapan, müşteri hizmetleri veya teknik destek alanında çalışanları da dijital göçebeliğe uygun kişiler.
Daha düşük yaşam maliyeti, daha fazla seyahat etme-eğlenceli vakit geçirme imkanı ve daha iyi bir iş-yaşam dengesine sahip olma avantajından dolayı gelecekte dijital göçebelere olan talep artacaktır.

Platform çalışması

Platform Çalışması 

Dijitalleşmenin ve internetin hayatımızdaki herşeyi değiştirmesiyle birlikte çalışma biçimlerimiz de hızla değişiyor.
Platform uygulamaları, son 15 yıldır birçok iş alanına yayılan, pandemiden sonra daha da ivmelenen bir çalışma biçimi olarak bağımsızlığını ilan etti.
Platform çalışması çevrimiçi platformlar üzerinden yapılan ve genellikle geçici işleri kapsayan bir çalışma şekli.
İş arama ve iş bulma işlemleri internet üzerinden gerçekleşiyor.
Platformlar ise bağımsız çalışan iş arayanlar ile hizmete ihtiyaç duyan müşteriler arasında aracılık rolünü üstleniyor.
Ulaşım-teslimat-taşıma işlerini gerçekleştiren şoförler ve kuryeler, elektrik-tesisat-boya vb.. gibi işleri gerçekleştiren ustalar, grafik tasarım-web geliştirme gibi işleri gerçekleştiren serbest çalışanlar, eğlence ve medya alanında iş yapan içerik üreticiler ya da online eğitmenler platform çalışanları olarak tanımlanıyor.

Platform çalışmaları geleneksel işlere göre daha fazla esneklik sunuyor.
Zamandan ve mekandan bağımsızlık sağladığı için ilan vermeyi ve ilana başvurmayı kolaylaştırıyor.
Çalışanlar genellikle ne zaman ve ne kadar çalışmak istediklerine kendileri karar veriyor.
Farklı beceri ve deneyim gerektiren çok fazla iş alanı olduğundan iş bulmakta zorlanan kişiler için faydalı olabiliyor.
Ayrıca öğrenciler ya da ek gelir elde etmek isteyen ev hanımı veya emekliler için de önemli bir çalışma biçimi.

İş güvencesinin olmaması ve birçok sosyal hakların eksikliği en büyük dezavantajlar arasında.
Gelirlerin sabit veya istikrarlı olmaması ya da belirsiz olması da önemli bir sorun.
Platform çalışanları ayrıca sürekli olarak internet ile bağlantıda olma ve bir ekranı takip etme stresine maruz kalıyorlar.
Ancak tüm olumsuzluklar faydaların yanında küçük kaldığından çalışma şekli günden güne yaygınlaşıyor.

Dünya Bankası 2022 verilerine göre global düzeyde 2 milyar insan platformlarda çalışan ya da müşteri olarak yer almış.
Türkiye'de ise TUİK verilerine göre 2023 yılında 8 milyon kişi platform çalışması gerçekleştirmiş.
Platform çalışanları ulaştırma-teslimat, konaklama-yeme içme hizmetleri ve serbest meslek alanlarında yoğunlaşıyor.
Bununla birlikte yüksek gelir elde edilebilen bilgi teknolojileri ile finans ve hukuk alanlarında danışmanlık yapan kişiler de önemli platform çalışanları arasında.
Özellikle yazılım sektöründe parça işler talep eden ve bu işleri yapanlar artış eğiliminde.

Platform çalışmalarının gelecekte çok daha fazla önem kazanması bekleniyor.
İnternet teknolojileri geliştikçe platformların yapısı da gelişiyor ve kullanımları kolaylaşıyor.
İşgücü piyasası daha esneklik ve özerklik isteyen işlerle birlikte geçici işlere doğru değişiyor.
Bundan dolayı geleneksel istihdam modelleri her geçen gün değişime zorlanıyor.
Platform çalışmalarının özellikle belirli sektörlerde daha da yaygınlaşması ve işgücünün önemli bir bölümünü oluşturması bekleniyor.

Yumuşak beceriler

Soft Skills 

21. yüzyılda değişim her alanda hızlanarak arttı.
Dünya değiştikçe sadece bilmek ve teknik bilgiye sahip olmak yetersiz kaldı.
İnsanlarla etkili iletişim kurabilen ve değişime kolayca uyum sağlayabilen bireyler daha başarılı oldular.
Hem iş hem de sosyal hayatlarında başarıya ulaşanlar bunu teknik becerileri ya da uzmanlıklarıyla değil, edindikleri gözle görülmez-elle tutulmaz becerileri ile gerçekleştirdiler.

Soft skills, teknik olmayan, kolaylıkla ölçülemeyen "kişilerarası" beceriler olarak tanımlanıyor.
Türkçemizde "yumuşak beceriler" veya ince beceriler" olarak da kullanılıyor.
Bir çalışanın değerini ve nereye kadar ilerleyebileceğini belirliyor.
Yumuşak becerileri çeşitli çalışanlar, başarı odaklı, daha yaratıcı ve daha yenilikçi olma eğiliminde oluyor.
Başarılı organizasyonların liderleri daha çok yumuşak becerileri derin kişilerden seçiliyor.

Yumuşak beceriler etkili sözlü ve yazılı iletişim, aktif dinleme, empati kurma becerileridir.
Karmaşık problem çözmeye yatkın olma, analitik düşünme, eleştirel düşünme, karar verebilme gibi zihinsel becerileri de içerir.
Kişilerarası beceriler olarak ekip ve takım çalışması, iş birliğine yatkın olma, uyum sağlama ve hatta liderlik gösterilebilir.
İnovatif düşünme, yaratıcı düşünme, yeni fikirlere açık olma, risk ve inisiyatif alabilme gibi değerli beceriler de yumuşak becerilerdir.
Bunlara ek olarak dürüstlük, güvenilirlik, adalet, saygılı ve hoşgörülü olma, sorumluluk sahibi olma gibi etik değerler birer "soft skills"dir.

Bu becerilere sahip çalışanlar daha verimli ve üretken bir şekilde iş görür.
İş arkadaşları, yöneticileri ve danışan-müşterileri ile iyi ve kaliteli ilişkiler yürütür.
Zamanlarını ve kaynaklarını tüketmeden etkili şekilde kullanır ve yönetir.
Değişimlere hemen uyum sağlar, zorluklarla yıpranmadan baş edebilir.
Strese dayanıklı olmaları nedeniyle iş ve sosyal hayatları dengeli bir şekilde ilerler.

Birçok meslek otomasyondan ve yapay zekadan etkilendi, etkilenmeye de devam edecek.
Ancak zengin yumuşak becerilere sahip çalışanlar gelecekte her meslekte her zaman değerli kalacaklar.
Çünkü bu becerileri makineler kolaylıkla taklit edemiyor ve kısa vadede etmeleri de beklenmiyor.
Daha çok rutin iş otomatikleşecek ve birçok mesleğe ihtiyaç ortadan kalkacak.
Ancak işler yumuşak beceri gerektiren alanlarda daha da yoğunlaşacak.

Geleceğin mesleklerinde yaratıcılık, problem çözme, eleştirel düşünme ve iletişim becerileri gibi yumuşak becerilerin ön planda olması bekleniyor.
WEF'in "Future of Jobs" raporundaki işgücünde en çok ihtiyaç duyulan 10 beceriden 7'si "soft skills".
Aynı raporda kısa süre içinde yumuşak beceriler gerektiren işler %25 oranında artacak.
McKinsey'e göre yakın zamanda yüksek düzeyde "soft skills" gerektiren 375 milyon yeni iş fırsatı ortaya çıkacak.
Indeed'e göre de "soft skills" sahibi çalışanların işe alınma olasılığının olmayanlara göre %50 daha fazla.

Esnek çalışma

 Esnek Çalışma

Grup görüşmelerimizde gençlere net bir soru soruyoruz:
"Aranızdan kaç taneniz bir ofiste sabah saat 9'dan akşam 18'e kadar çalışabilir/çalışmak ister?"
100 öğrenciden en fazla 5'i bu şekil bize uyar şeklinde yanıtlıyor.
Görünen köy kılavuz istemiyor, iş ve meslek fark etmeksizin standart iş tanımları ve çalışma biçimleri onların beklentilerini artık karşılamıyor.

Güzel projeler ürettiğiniz ve iyi paralar kazandığınız bir işyeriniz var.
Bir "Grafik Tasarımcı" ihtiyacınız oluştu. Bir ilan verdiniz ve başvuranlardan en iyi 10'u ile görüşme yapacaksınız.
Ancak görüştüğünüz tüm adaylar sanki aralarında anlaşmış gibi aynı şeyi istiyorlar:
"İşi eksiksiz, hatta fazlasıyla yaparım. Ancak her gün ofise gelmek istemiyorum ve hangi saatlerde çalışacağıma ben karar vermeliyim!"
Bu istek ve beklentilere işverenler daha ne kadar kayıtsız ve duyarsız kalabilirler?

Esnek çalışma, çalışanların çalışma saatlerini, yerini ve şeklini özgürce seçebilme imkanını sunan bir çalışma biçimi.
Uzaktan çalışma, hibrit çalışma, yarı zamanlı çalışma, tele çalışma, mobil çalışma ya da sıkıştırılmış çalışma gibi seçenekler sunuyor.
İşyerine her gün gitmeden, evden ya da uzak herhangi bir konumdan bilgisayar, internet ve telefonla yapılan çalışmalar birer esnek çalışma biçimi.
Bu şekilde çalışanlar zamanlarını yollarda harcamıyor, kendilerine, ailelerine ve özel hayatlarına daha fazla zaman ayırabiliyor ve istedikleri-tercih ettikleri hayatları yaşayabiliyorlar.
Ayrıca bu durum işe gidip-gelme ihtiyacını ve gerekliliğini ortadan kaldırarak trafiği ve çevreyi de dolaylı olarak olumlu etkiliyor.

Esnek çalışma günümüzde birçok farklı meslek dalı için uygun.
Özellikle bilgi ve iletişim teknolojileri, finans, danışmanlık, pazarlama, tasarım, çeviri, uzaktan müşteri hizmetleri gibi alanlarda çalışanlar rahatlıkla esnek çalışabiliyorlar.
Bunun dışında kendi işlerini kurmak isteyenler ya da serbest meslek sahibi olmak isteyenler için fazladan zaman sağladığı için bir fırsat olarak görülüyor.
Ayrıca büyükşehirler dışında kırsal ya da küçük şehirlerde yaşayanlar için iş arama ve çalışmada fırsat eşitliği sağlayabiliyor.
Yakın gelecekte sanal gerçeklik ve artırılmış gerçeklik gibi teknolojilerle çalışanların uzaktan da sanki ofisteymiş gibi çalışabildiklerini göreceğiz.

Esnek çalışmanın geleceğin iş dünyasının bir normali haline gelmesi bekleniyor.
Sadece çalışanlar için değil, işverenler için de birçok avantaj sunuyor.
İşverenlerin ofis alanı ve ekipmanı harcamalarını azaltırken, çalışanları için daha verimli, daha üretken ve tatmin edici çalışma ortamları sunuyor.
Gelecekte, esnek çalışma ve uzaktan çalışmanın iş dünyasında daha da yaygınlaşacağı bekleniyor.
Gelişen teknolojiler ve her şeyin dijitalleşmesi, bu modellere geçişin önünü açıyor.

Oxford Economics tarafından yapılan bir araştırmaya göre esnek çalışma modelleri çalışanların iş tatminini %20, üretkenliğini ise %13 oranında artırıyor.
Gartner'a göre, uzaktan çalışanların %77'si bu çalışma şeklini öncelikle tercih ediyor.
Esnek çalışma imkanı sunan şirketler de yetenekli çalışanları kendine daha kolay çekebiliyorlar.
FlexJobs'ın verilerine göre de esnek çalışma imkanı sunan iş ilanları son 5 yılda %57 oranında artmış.
Kariyer.net'e göre ise Türkiye'deki çalışanların %52'si esnek çalışma imkanı sunan bir şirkette çalışmayı tercih ediyor.

 

Yorumlar

Popüler Yayınlar

Hayat Denemeye Değer mi?

Yapay Zeka Bilinç mi Kazanacak, Vicdan mı?

Mutluluk Yasası

Mesleği Değil, Kendimizi Seçmek

"Keşke"siz Bir Hayat Mümkün mü?